• Osmanli Naksibendi Hakkani

30 Haziran Sahibul Sayf'ın Ursu: Şeyhimizin Vazifesine Odaklanıyoruz


BismillahirRahmanirRahim

Müridler olarak bu gecenin tadını çıkarıyoruz. Evet, bu gecenin rahmetinin tadını çıkarıyoruz. Allah’ı, Peygamberi’ni ve bu aşağı dünyadan perdelenen Şeyhimizi anıyoruz bu gece. Perdelendiğinde, Allah onun hakikatini bu dünyada setretti ve onu daha fazla sırlamak, saha fazla İlahi Nur yağmuruna tutmak için diğer alemin, ahiretin hakikatini açtı ona. Bu dünyada hiç karşılanmadığı bir şekilde, Peygamberlerin bu dünyada karşılanmadığı şekilde, EvliyaAllah’ın bu dünyada karşılanmadığı şekilde karşılandı orada.

Bu gece uyanık olanlar ve kalplerinde birazcık iman taşıyanlar, görecek ve içimize daha fazla iman koyacaksınız. Evet, yemek yerken yıldızdan bahsediyorduk. Bazıları şu yıldızın İsa Aleyhisselam’ın dünyaya ne zaman yeniden geleceğini gösterdiğini söylüyordu. Çünkü Bethlehem yıldızı dedikleri o yıldızlar Hz. İsa (as) doğduğu vakit parıldıyordu. Şimdi çoğu insan bilmiyor ancak kalpleri açık olanlar, bu gecede o kişiye hoş geldin diyorlar.

Her şey ne söyleyeceğimizi dinliyormuş gibi, dışarısı oldukça sessiz şu anda. O halde kalplerinizi açın ve dinleyin. Bu geceyi, bu günleri farklı kılın. Hayatınızı biraz daha farklılaştırın. Çünkü duygusallaşıp iyi hissetmek için burada bir arada bulunmuyoruz biz. Şeyhimizden, Peygamber Efendimiz (sav)’den veya Allah (svt)’dan bir şeyler istemek için bulunmuyoruz burada. Onlardan dünyalık bir şey istemiyoruz. Bize iman vermelerini, sözlerine ve inançlarına tutunup, hem yaşamımızda hem de kalbimizde imanımızı güçlü ve canlı kılmayı diliyoruz. Aşkımızı canlı tutmayı diliyoruz. Her ne olursa olsun ona sahip çıkabilmeyi diliyoruz. Ayaklarımıza bütün dünyayı serseler ya da tüm dünyayı elimizden çekip alsalar bile imanımızı yitiremeyiz. Ve evet, bu zamanlar Cennet kapılarının açılıp Cehennem kapılarının kapandığı zamanlar. Arayanlar için himmet yağıyor. Aramayanlar için ise, itaatsiz, inatçı ve kibirli olanlar ise çok şey kaybedecekler. Ve Allah (svt)’ya onları uyandırması için dua ediyoruz. Ancak şimdi Şeyhimizin Ursu ve bunu anıyoruz.

Sadece yılda bir kere toplanıp anmayacağız onu. Her hafta bir gün bir araya gelip anacağız. Bizler onu her gün hatırlayacağız. Onun sohbetinin ne olduğunu daha fazla anladığında ve hayatında uyguladığında; Şeyhinle daha fazla rabıta yaptığında ve nefsinin üzerine bastırdığında; o zaman her gün Urs, her gün Mevlid olur. İşte o zaman, ona rahmet eylemesi için Allah’a gerçekten samimi bir şekilde dua edersin. Gösteriş için değil. Ortadan bir kaybolup, bir görünerek; kaybolup, görünerek ve sadece rahmet almak için buraya gelerek değil. Eğer bu kadar kolay olduğunu düşünüyorsan, yanılıyorsun.

Allah bizi güçlü tutsun inşaAllah. Birçoğunuz buradaydı, kiminiz yoktu. Bir kaçınız için bu ilk mevlid. Görüyoruz ki, Şeyh Efendi’nin cemaati hem burada hem de dünyada yavaşça, ancak samimi bir şekilde büyüyor. Ve biz yerimizden hiç kıpırdamadık bile. O bize fırsat verdiğinde, bizim yolumuzu açtığında; o vakit tüm dünyanın nasıl sallandığını göreceğiz. Bu bizim Şeyhimizin gücü. Çünkü onun tüm varoluşu küfrü yıkmak, zulmü bitirmek, bu barbarlığı sonlandırmak ve Hakkı, gerçek olanı yükseklere taşımak içindir. Bu yolda olmak isteyen herkese, "Hoş geldin" diyoruz. Bizim kapımız Doğu’dan Batıya, Kuzey’den Güney’e herkese açık. Ne olursan ol gel. İster putperest ol, ister Mecusi, tövbeni bin kere bozmuş olsan da gel. Ama nefsini dışarıda bırak. Eğer nefsini buraya getirirsen, seni yine buyur ederiz; ama kendini burada çok rahat hissetmezsin. Nefsini dışarıda bırakmak isteyen, o çemberde Allah’ı bulur; evet. O çemberde kendi gerçekliğini bulursun.


Allah’tan bizi affetmesini istiyoruz. Otur ve düşün. Üç yıl geçti, geçen yıl nasıldı, ondan önceki yıl nasıldı. İlk yılı hatırlıyor musun? Ben hatırlıyorum, unutmadım. Hatırlıyoruz. Ve o zamandan beri sadece Şeyhimiz’in önümüze koyduğu işe odaklandık. İnsanların bizi yüceltmesi umurumuzda değil. İnsanların bizi aşağılaması da umurumuzda değil. Bize ne ad verdikleri, bizi nasıl adlandırdıkları; ‘Şeyh’ demişler, ‘eşek’ demişler umurumuzda değil. Çünkü ben, Şeyhim’in beni nasıl adlandırdığına bakıyorum. Her gün o kitapta olup olmadığıma bakıyorum. Şeyh Efendi’nin ne söylediğini hatırlayın: “Her gün kendini kontrol ediyor musun? Mümin kimselerin olduğu listesinde misin?” Hatırladın mı? Nasıl oturup, kendimi sorguya çekeceğim diye, dürüstçe ‘Evet, ben müminim’ diyerek, Allah rızası için nasıl yaşayacağım diye düşünüyor musun? Şeyhimiz, “Listeyi kontrol et, orada mısın değil misin?” diyor. Şeyh Efendi bizim için nasıl da kolaylaştırıyor. Kendini kontrol et, bugün bir mürid olarak o listede misinvar mısın Bugün mürid olabildin mi? Şeyhini hatırlıyor musun? İşini yapıyor musun? Onun öğretisini ve sohbetlerini hayatına koyuyor musun? Ne kadar hatırlıyorsun?

Eğer öyleysen mutlu ol. Eğer değilsen, haline üzül. Çünkü Sahibul Sayf’in cemaatinde olmak büyük şereftir ki, evrenler ve âlemler çok mübarek olduğu için onun adını dillendiremez bile. Ama bize bu izin verildi. Buna şahidim. Tıpkı ‘Allah’ isminin çok kutsal olması gibi; o isim İsrailoğulları’nın öğretisine verilmedi, İsa(as)’ın ümmetine verilmedi. Onlar Allah’ın adından bahsedemezler bile. Onlarda bu isim yılda bir kez, başrahip tarafından söylenir. Ama bu ayrıcalık, bu onur, bize her zaman ve her yer için verildi. Allah (svt), daha önce hiçbir millete vermediği şekilde, bu ümmete, her yerde dua edebilmesi için izin verdi. Tüm dünyayı onlar için mescit kıldı.

Şeyhimiz’in perdelenmesiyle beraber, onun söylediklerinin ne anlama geldiğini şimdi yavaşça anlıyoruz. Ama oturup düşünmek zorundasın. Zaman bulmak zorundasın. Çalışmalısın ve bağlantıyı kurmalısın; bir iş yaparken kalbini ve aklını Şeyhine, Şeyhinin söylediklerine bağlamalısın. O zaman rabıta yapıyor olursun. O zaman bağlantıda olursun. O zaman fiziksel bir bağlantıya gerek olmaz.

Birçoğunuz onu bu hayatta görmedi. Ama onu bir videoda gördünüz, bir olayda gördünüz ya da onu bir kişide veya farklı farklı müridlerden yansımasını gördünüz. Bak ve anla. Belki bazı şeylerin eksikliğini hissediyorsun, belirli şeyleri kaçırdın. Fakat hayır, sana onu görenlere verilmeyen başka fırsatlar verildi. Tıpkı Peygamber Efendimiz (sav)’in ağladığı zaman gibi. Sahabe-i Kiram gelip, "Ya Resulullah," diye sordu, "ağlamanızın sebebi nedir?"

"Kardeşlerimi görmek için sabırsızlanıyorum," dedi.

Sahabe sordu, "Ya Resulullah, anam babam sana feda olsun. Bizler senin kardeşin değil miyiz?"

"Hayır, sizler benim yoldaşlarımsınız, ama benim kardeşlerim ahir zamanda gelecek; onlar beni görmedikleri halde bana iman edecek ve beni sevecekler."

MLXLS

Bu dünyada kaybolup gitmeyin. Dünya sizi yiyip yutar. Bu dünyanın gösterişine kapılıp kaybolmayın. Hayatının rutinine girip kaybolmayın. Canlı tutun. Şeyhimiz bu yolu bize verebilmek için, bunu kendi canıyla ödedi. Anlıyor musunuz? Peygamber (sav) bu dünyadan gittikten sonra bile, Sahabe-i Kiram onu canlı tuttu ve görevlerine devam etti. İmanımızın güçlenmesini istiyoruz. Allah bizi test etmesin. Bize tüm dünyanın bir gün anlayacağı bu yolu taşımamız için daha fazla dayanıklılık versin.

Ve Min Allahu Tevfik, Bi Hürmetil Habib, Bi Hürmetil Fatiha.

Selam aleykum ve rahmetullahi ve berakatühü.

Şeyh Lokman Efendi

Sahibul Sayf Şeyh Abdül Kerim el Kıbrisi (ks) Halifesi

13 Ramazan 1436 30 Haziran 2015

Şeyh Efendi Mevlid Sohbeti

Osmanlı Dergahı, New York

Sohbetin İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

#ŞeyhLokmanEfendi #ŞeyhAbdülKerimHz

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube