BismillahirRahmanirRahim

 

Dergâh kelimesinin anlamı… ‘Gâh’, bir alan veya hane demektir. Örneğin, Namazgâh gibi, namaz kılınan yer demektir. ‘Der’, eşik demektir.  Eşikte, bir yerin sınırında, kıyısındasın; neredeyse başka bir yerdesin, tam aradasın. Burada değilsin, orada değilsin, arasındasın. Neredeyse bir sonraki adımı atacaksın. ‘Der’, dervişte olduğu gibi, Derviş, ilahi huzura gitmek üzere eşikte olan kişidir. Yani Dergâh, bu Dünya’dan sonraki aşamayı temsil ediyor. Burası kendi hakikatinle karşılaşmadan önceki yer. İlahi mevcudiyete kavuşmak, Allah (svt)’ya geri dönmek üzere olanların yeri…

 

Ama Allah (svt)’ya giden yolda bir adım atmak, bu dünyadaki gibi bir adım atmak kadar kolay değildir; Peygamberlerin attığı bir adım, bizim için binlerce yıl alabilir. Bizim yolumuz, peygamberlerin ve evliyaların yoludur. Bu yolda bir sonraki faza geçmek, sevdiğimizle beraber olmak için, geçmemiz gereken birçok aşama var.

 

Dergâh, senin Rabbinle tanışmaya hazırlandığın yerdir. Rabbinle tanışmak için yapman gereken ilk şey; ölmektir. Dergâhta olmak, ölmeden önce ölmektir. Allah ile buluşmak için buradan geçmen gerekir. Önce nefsini defnetmelisin. Çok fazla istekli olan, arayışta olan, ruhsallığı yüksek olan kişilerin, bedenleri bu dünyadayken, ruhları onları Allah’a doğru çeker. Onlar, ‘Eğer ruhum beni o tarafa çekiyorsa, nefsimin beni diğer tarafa çekmesine izin vermemeliyim.’ der ve nefislerini terbiye etmeye çalışırlar. Kendi benlikleri doğrultusunda değil, esasen ruhlarının istediği şekilde, Allah’ın istekleri doğrultusunda yaşamaya çalışırlar. Öyleyse, nefisleriyle bağlarını keserek, nefislerini defnedeceklerdir. Böylece Allah’ı tanıyacaksın; o zaman ölmeden önce ölmüş olacaksın. Eğer yola nefsinle devam edersen ve ondan vazgeçmezsen, dergâhta olsan bile ya da Kâbe’nin içinde olsan bile bunun sana hiç bir yararı olmayacaktır.

 

 

Elhamdülillah, Allah’ın rahmeti, Peygamber Efendimiz (sav)’in, Evliyalar Sultanı ve Şeyhimiz Sahibul Saif’in, Allah onların makamlarını yüceltsin, duası ile çok şükür, bizi Rabbimizle tanışmaya hazırlayan bir Dergâha sahibiz. Eğer dergâhın yoksa dergâhta değilsen, kalbini dergâha koymuyorsan; o zaman kendini keşfetme ve Rabbinle tanışma yolunda bir yıl süren bir yolculuk, senin için belki yüzlerce yıl sürecek. Eğer kalbin dergâhtaysa, fiziksel olarak kalbin dergâha bağlıysa; bir rüzgâr eser; Çin, Hindistan ya da Malezya da bile olsan, bir gün yolculuğun burada sonlanır. Sen uzakta da olsan, kalbin burada olduğu için, aslında yakınsındır.

 

Dergâha katılmak için ilk adım, yani dergahta yer almaya istekli olan kişi için atılacak ilk adım; samimi olmaktır. Ne istediğin hakkında samimi olmaktır. Allah (svt)’ya samimi bir kul olmak istiyorsan; kul olabilmek için, önce nasıl kul olunacağını öğrenmelisin. Çünkü bizim egomuz; nefsimiz, her zaman kendi liderliğini ilan etmek ister. Nefs, efendisine karşı, Allah’a karşı, efendilik iddia eden tek varlıktır. Allah (svt)’nın önünde, “Sen sensin, ben benim. Sen varsın ben de varım. Sen Allah’sın, bende Allah’ım. Sen İlahsın, bende İlahım.” der. Bu nefs, her birimizin içinde...

 

 

"Dergaha katılmak isteyen kişi samimi olmalıdır."

Dergâha dâhil olmak istiyorsan;  şeyhi izlemek, egoist tarafımızın farkına varmak ve onu temizlemeye çalışmak için, yeni bir başlangıç niyetine sahip olmalısın… Eğer nefsinin kötü özelliklerinden kurtulmaya çalışmıyorsan; ne kadar zikir yapıyorsun, kaç kere “La ilahe illallah” diyorsun fark etmez. Çünkü yaşantında hala kendi ilahlığını ilan ediyorsun. Çünkü nefsin doğası bu şekilde; kendisinin ‘ilah’ olduğunu iddia ediyor. Yaratımdaki hiçbir varlık kendini ‘ilah’ olarak ilan etmiyor. Melekler etmiyor, hayvanlar etmiyor, yaratımdaki görülen ve görünmeyen, bildiğimiz ve bilmediğimiz hiçbir şey, ilah olduğunu düşünmüyor; insan dışında... İnsanın içindeki egosu dışında; nefs dışında hiçbir şeyin böyle bir iddiası yok. Peki, senin niyetin ne?

 

Birçoğu Tarikata, “Ben evliya olma yolundayım. Potansiyelim bir evliya olmak, o zaman beni evliya yapacak biriyle tanışmalıyım.” diyerek giriyor. Biz de onlara, “Aradığın burada değil.” diyoruz. Belki seni gördüğünde yüceltecek, yükseltecek başka cemaatler vardır. Sana “Sen bir evliyasın. Birkaç şey yaparak evliya olacaksın. Bir tane ufak bir sünneti tutarak, ilahi birliğe erişeceksin” diyebilirler. Evliyalar Sultan’ına bağlı olan Sahibul Sayf’in cemaatinde bunu asla bulamazsın. Biz öyle değiliz. Diğerleri öyle olduklarını iddia edebilir, bizim için sorun yok. Eğer istiyorsan, lütfen onlara katıl.

 

Eğer bizden hoşlandıysan, seni aramızda görmek bizi mutlu eder. Eğer bizimle olmaktan hoşnutsan, zaten bizimlesindir ve biz de seninleyiz. Birçok kişi de bizimle beraber, ama bizden gerçekten hoşnut değil. Ya da bir gün hoşnut oluyor, ertesi gün bizden bıkıyor. Dergâh, imanının değerini ve gerçek olup olmadığını anlayacağın yer. İmanının hakiki mi? Nasıl anlayacaksın? Onu test etmelisin. Bir kimsenin değerli olduğunu iddia ettiği bir şey için, sadece “Tamam inandım” diyemezsin. Onu denemelisin.  Peki, en değerli şey nedir? En değerli şey şehadettir.

 

Şehadet değeri en yüksek olandır. Şehadeti önemsemelisin, en yükseğe koymalısın. “Allah’tan başka ilah yok, nefsim bile bir ilah değil” diyorsun. Çünkü gerçekte ego, kendini ilah olarak ilan eden tek şeydir. Ve nefis, hepimizin içinde senin ve benim içimizde. Hiç kendini ilah olarak ilan eden Melek duydunuz mu? Hayır. Şeytan bile, asla ilah olduğunu iddia etmiyor. Hayvanlar? Hayır. Ama insanoğluna Allah (svt)’nın koyduğu nefs, kendini ilah olarak ilan ediyor. “La ilahe illaAllah”; tanık oluyorsun, nasıl başka ilah olmadığına şahitlik edeceksin? Eğer buna şahit oluyorsan, kendi ilahını, yani nefsini, defnetmelisin. Onu defnedecek misin?

 

Teslim olmalısın. Teslim olmak, Allah’a ulaşmak için Peygamber (sav)’den başka yol olmadığını kabul etmekten geçiyor. “Eşhedu en la ilahe illaAllah ve eşhedü enne Muhammeden âbduhu ve Resuluhu”. O zaman şahadetini test edeceksin. Dergâha gelerek, şehadetini test edeceksin, imanını test edeceksin; o hakiki mi, değil mi? Dergâha gelerek, burada fırçalanarak, duvardan duvara çarpılarak, temizlenecek anlayacak ve öğreneceksin. Birçok şeyi denemek, değerini anlamak için, ondan daha güçlü bir şeye koyarsın değil mi? Bizim içinde aynı şey geçerli. Şehadetini güçlükle test edersin; Şehadetin nefisten arınması için temizlenmesi, parlatılması gerekir.

 

Dergâha katılmak istiyorsan, hoş geldin. Eğer bizden hoşlandıysan, hoş geldin. Konuştuğumuz her şey, Şeyhimizin öğretisi, büyük Şeyhimizin öğretisi, Peygamber (sav)’in öğretisi. Hoş geldin. Buraya gelmek ve bizimle beraber zaman geçirmek; beraber yemek yemek, ibadet etmek, zikir yapmak ve temizlenmek istiyorsan, hoş geldin. Biat almak istiyorsan, hoş geldin. İstemiyorsan, yine hoş geldin. Fark etmez. Gelene hoş geldin, gidene güle güle... İnsanları gelmesi için zorlamayacağız. Onların gitmesi için de zorlamayacağız.

 

 

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdülkerim el-Kıbrısi(ks) Halifesi

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube