• Osmanli Naksibendi Hakkani

Ramazan Ayı Müminleri Rabbine Yakınlaştırır


BismillahirRahmanirRahim

Bütün hamdler Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Bütün hamdler tariflerin ve her türlü hamdın ötesinde olan Allah’a mahsustur. Bütün hamdler kendisini hamd eden Allah’a mahsustur. Bütün hamdler Rahman ve Rahim olan Allah’a mahsustur. Bütün hamdler Mütekebbir olan, Aliyy olan Allah’a mahsustur. Bütün hamdler Habibini, Seyyidina Muhammed (sav)’i Alemlere rahmet olarak gönderen Allah’a mahsustur.

Tüm salatü selamlar Seyyidina Muhammed (sav) üzerine olsun. Allahım! Bütün kilitlenmişleri açan, bütün geçmiş Peygamberlere mühür olan, hak ve hakikatle Hakka destek olan, (insanları) Senin dosdoğru yoluna ileten Efendimiz Muhammed (sav)’e, onun aline ve ashabına, Onun yüce kadru kıymetince salatü selam eyle. (Salavat-ı Fatih). Amin.

Tüm salatü selamlar onun mübarek ehl-i beyti ve mübarek sahabeleri üzerine olsun. Peygamber Efendimiz Hadis-i Şerif’in de buyuruyor: Ebu Bekr cennetliktir, Ömer cennetliktir, Osman cennetliktir, Ali cennetliktir, Talha cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Sa'd İbnu Malik cennetliktir, Abdurrahman İbnu Avf cennetliktir, Ebu Ubeyde İbnu'l-Cerrah cennetliktir (Tırmızi). Tüm salatü selamlar onların ve Kıyamete dek onları izleyenlerin üzerine olsun. Amin.

Ya Eyyühel Muminun! Ey Müminler! Yevmil Cuma’ya, Peygamber Efendimiz (sav)’in Ayı olan Şaban Ayı’nın son Cuma Günü’ne hoş geldiniz. Receb Ayı Regaib ve Mirac ile geldi ve geçti. Şaban Ayı Berat ile geldi ve o da geçip gitmek üzere. Ve inşaAllahu Rahman, bu gece uzun zamandır beklediğimiz misafirimiz, Ayların Sultanı, Şehr-i Ramazan gelmiş olacak. Rahmet Ayı, Mağfiret Ayı, Cehennem Ateşinden Azad Edilmenin Ayı geldiği için Müminlerin kalbi sevinç içinde olmalı.

Peygamber Efendimiz (sav)’in Şaban Ayı’nın son Hutbesindeki sözleriyle başlıyoruz:

“Ey İnsanlar! Büyük bir ay yaklaştı. Rahmeti üzerinizi kapladı. Onun içinde bin aydan daha hayırlı bir gece vardır. Allah (svt), bu ayda orucu farz kıldı; geceleri için ise nafile namazları meşru kıldı. Bu ayda Allah’a yakınlık gözeterek işlenen hayırlı ameller, bir farzı ifa etmiş gibi sayılır. Aynı şekilde, Ramazan ayında farzları ifa eden kimse, öteki aylarda yetmiş farzı işlemiş gibi olur.

Bu Ay sabrın ayıdır. Sabrın mükafatı ise Cennettir. Ramazan ayı lütuf ve ihsan ayıdır. Bu ay müminin rızkını artırmaya, bereketlendirmeye vesile olur.

Peygamber Efendimiz (sav) buyurdu: “Ramazan Ayı’nda şu dört şeyi çokça yapınız. Bunlardan ikisini yapmakla Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisi ise Ahiretiniz için zaruridir.

Rabbinizi razı edeceğiniz iki şey şunlardır:

La ilahe ilallah demek ve istiğfar etmek.

Diğer ikisi ise:

Allah’tan Cennet’e girme lütfunu dilemek ve Cehennem ateşinden O'na sığınmaktır."

İşte bu ay kapımızda. Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi’nde Allah (svt) buyruyor:

BismillahirRahmanirRahim

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.” (2/Bakara:183)

Sadakallahül Azim.

Ve Peygamber Efendimiz buyuruyor:

“Ramazan geldi. Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, rahmet eder, günahları bağışlar ve duaları kabul eder. Hayırlı amellerde birbirinizle nasıl yarıştığınıza bakar ve övgüyle meleklerine sizden bahseder. Öyleyse Allah’a hayırlarınızı gösterin. Ne yazıktır bu aydan, Âli ve Aziz olan Allah’ın Rahmet Ayı’ndan mahrum kalana.” (Taberani)

Bir başka Hadis-i Şerif’te ise şöyle uyarıda bulunuyor:

“Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir. Ve kimileri vardır ki tüm geceyi ibadetle geçirse de uykusuzluktan başka bir şey elde edemez.” (Nesâî)

Allah bizi böyle olmaktan korusun inşaAllah.

Bu aya girmeden niyetimizi düzeltmeliyiz. Çünkü Hz. Ali (ks), Resulullah’ın, “Ameller niyetlere göredir ve herkes niyetinin karşılığını görecektir,” (Buhari) diye buyurduğunu bildirmiştir. Peki Ramazan’da neye niyet ediyoruz? Bu Ramazan’da kalbimiz neyi arzuluyor? Ramazan’dan ne arıyoruz? Günümüzde çoğu kişi Ramazan’ı bir nevi Noel’e dönüştürmeye çalışıyor. Ramazan tamamen aile olmakla ilgili; yemekler, hediyeler, güzel hisler, güzel anılarla ilgilidir. Ramazan bir masanın etrafında oturup yemek yemek ve keyifli hissetmektir, diyorlar.

Müslüman Ramazan’ı bu değildir. Bu başka bir Ramazan. Kalpsiz bir Ramazan. Ruhsuz bir Ramazan. Böyle bir Ramazan, Allah Azze ve Celle’nin verdiği en büyük lütfu alıp, ucuz, dünyevi bir eğlenceye dönüştürür. Allah, Ramazanımızı bu şekilde harap etmekten korusun bizi.

Ramazanımız Allah için olmalı. Ramazanımız Resulullah için olsun. Ramazanımız Evliyaullah için olsun. Ramazan, mümini yeniden Rabbine yakınlaştırmak içindir. Oruç tutmaktan maksat, sonrasında arkadaşlarınızla yemek yemek değildir. Oruç tutmanın amacı takva sahibi olmaktır. Allah (svt)’nın Kur’an-ı Kerim’de söylediği gibi, “Allah’a yakın olmaktır.”

Ramazan, takva sahibi olmak içindir. Ramazan, Allah’ın sevdikleriyle birlikte olup, Allah’ın muhabbetini kazanmak içindir. Ramazan, kalbinizi Dünya sevgisinden arındırıp, onun yerine Allah ve Peygamberinin Aşkı ile doldurmak içindir. Ramazan, müminlerle beraber oturup, cemaat olmak içindir. Bu yüzden Ebu Hureyre (ra) ve diğer sahabeler oruç tuttuklarında, “orucumuzu arındıralım,” diyerek mescitte otururlardı. Allah Dostları Ramazan’ı ucuzlaştırma hastalığını teşhis edip, bunun tedavisini söylemişlerdir. Gavs-ül Azam Şeyh Abdül Kadir Geylani (ks), himmetleri daima üzerimizde olsun, şöyle buyurmuştur:

“Birçoğunuz Ramazan’dan bihaber. Bir emre olan hürmet, emredene gösterilen hürmet nispetindedir. Allah Azze ve Celle’den, Resulünden (sav), Peygamberlerinden (as) ve salih kullarından bihaber olan kişi, bu ayı nasıl bilebilir ki?

Birçoğunuz anne babasının, komşularının oruç tuttuğunu görüp, adet öyle olduğu için onlarla birlikte tutmaya başlamıştır. Ancak ibadet bu değildir. Oruç tutmanın sadece yemeden içmeden uzak kalmak olduğunu zannediyorlar ki, orucun rükün ve şartlarını yerine getirmiyorlar. Ey İnsanlar! Alışkanlık üzere yapmayı bir kenara koyun ve ibadet edin. Allah Azze ve Celle rızası için oruç tutun. Bu ayda oruç tutmaktan ve ibadet etmekten sıkılmayın. Ramazan boyunca hayırlı ameller yapın ve bunları ihlas üzere, samimiyetle yaptığınızdan emin olun. Teravih namazını kılın. Camileri aydınlatın ki, bunlar Kıyamet Günü’nde size ışık olsun.

Eğer bu ayda Allah Azze ve Celle’ye itaat eder, hürmet gösterirseniz, Kıyamet Günü’nde Rabbinizin (Azze ve Celle) huzuruna geldiğinizde, Ramazan şefaatçiniz olur. Ramazan, Kereminden, Rahmetinden, Rahminden, Merhametinden, Lütfundan ve Selamından Allah’ın nimetlerini size bağışlaması için ona dilenir.

İçlerinizde öyleleri vardır ki dışarıdan Müslüman gözükürler ancak içeride aslında putperesttirler. Azap sizin üzerinize olsun! İslam’ınızı yenileyin. Tövbenizi, istiğfarınızı, ihlasınızı yenileyin ki Rabbiniz Allah (svt) kabul edip geçmiş günahlarınızı affetsin. Sizi oruç tutmaya yetiştirdiği ve onu tutmanızı sağladığı için Rabbiniz Azze ve Celle’ye şükredin! Kim oruç tutarsa, kulakları, bakışları, elleri, bacakları, uzuvları, organları ve kalbi de oruçlu olsun. Oruçlu olduğunuzda yalan söylemeyi, yalancı şahitliği, dedikoduyu, insanları karalamayı ve mallarını zimmetinize geçirmeyi bırakın. Esasında kendinizi günahlarınızdan arındırmak, onlardan uzak tutmak için oruç tutuyorsunuz. Öyleyse bu günahları yeniden işlerseniz, orucunuzdan nasıl bir fayda görmeyi bekliyorsunuz?

Kıyamet Günü’nde aç, susuz, çıplak, korkmuş, utanmış ve dehşete kapılmış bir şekilde bir araya toplanacaksınız. Bu dünyada, bu ayda fakirleri ve ihtiyaç sahiplerini doyuranlar, o gün geldiğinde doyurulacaklardır. Fakirleri ve ihtiyaç sahiplerini giydirenlere o Gün elbise verilecektir. Bu dünyada Hak Azze ve Celle’den korkup sakınan kimseler, o Gün geldiğinde emniyet bulacaklardır. Bu dünyada diğerlerine karşı merhametli olanlara, o Gün geldiğinde Allah Azze ve Celle de merhametli olacaktır.

Ey İnsanlar! Rızkınızı edinmekle ilgili kaygılanmayın; bu anlamsız bir kaygıdır. Yeme ve içme ile ilgili imtihana kondunuz ancak rızkınızla ilgili güvene alındınız, bu konuda endişelenmenize gerek yoktur. Ya Samed; ne Yücedir o hiçbir zaman yemeyen, içmeyen ve uyumayan! Sizin ise, dini sınırlarınız gevşeyip imanınız azalırken, açgözlü hevesleriniz arttı. Yazıklar olsun! Bu dünya sadece bir saattir, öyleyse onu itaatle geçirin.”

Ve Allah Dostu hakikati konuşur.

Ya Eyyühel Müminun! Ramazanımızı Evliyaullah ile geçirmeliyiz! Çünkü Evliyaullah Hakikati konuşur. Ve o Hakikat, ismi el Hakk olan Allah (svt)’dan gelir. Ey Müminler! Ramazan, yakmak, kavurmak manasına gelir. Ramazan Ayı’nda şeytanınızı ve nefsinizi yakmaya çabalayın. Ramazan’da günahlarımızı yakmalıyız. Maddi dünyada arınmanın en yüksek derecesi yakma vasıtasıyla olur. Bu Ramazan ayında içimizdeki şeytanı yakmaya çalışmalıyız. Onun yerine ruhunuzun uyanmaya başladığını göreceksiniz. Ve ruh uyandığı vakit, cenneti bu dünyada yaşamaya başlarsınız.

Ey Müminler! Peygamber Efendimiz (sav) tarafından talim edilmiş bütün ibadetler birer Rahmettir bize. Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor:

Dün gece rüyamda hayret verici şeyler gördüm. Azab Melekleri, ümmetimden bir kişiyi sardı. O kişinin Abdesti gelip, onu içinde bulunduğu bu zor halden kurtardı.

Gene bir kimse gördüm ki kabir onu sıkıyordu. Kıldığı Namazı ona geldi ve onu kabir azabından kurtardı.

Bir kimseye şeytanlar musallat oluyordu. Yaptığı zikr ona geldi ve şeytandan kurtardı.

Bir başkasının ise susuzluktan dili dışarı çıkmıştı. Ramazan orucu geldi ve onun susuzluğunu giderdi.

Yine bir kimse gördüm, kendisini karanlık sarmıştı. Haccı geldi ve onu o karanlıklardan çıkardı.

Birisine Melekül Mevt geldi. Anasına, babasına yaptığı iyilikler gelip ölümü defetti ve erteledi.

Bir kişi vardı, Müslümanlarla konuşmasına izin yoktu. Ona da Sıla-i Rahmi gelip şefaat etti de böylece onlarla konuşabildi.

Birini de gördüm, Peygamberinin yanına gitmek istiyor, ancak sürekli engelleniyordu. Aldığı gusül abdestleri gelip, onu yanına götürdü.

Bir kişi de ateşten korunmak istiyordu. Sadakası geldi ve ateşe karşı kendisine perde oldu.

Zebaniler birini almış Cehenneme götürüyordu. Yaptığı emr-i bil maruf, nehy-i anil münkeri geldi de kendisini kurtardı.

Cehennem ateşine atılmış biri vardı. Allah (svt) korkusuyla döktüğü göz yaşları gelip onu kurtardı.

Bir kişinin amel defteri solundan veriliyordu; içindeki Allah korkusu gelip defterini sağa aldı.

Birinin iyi amelleri terazide hafif geliyordu. Kendinden evvel ölen çocukları gelip onu ağırlaştırdı.

Bir kimse Cehennem Ateşi korkusuyla tir tir titriyordu. Allah’a Hüsn-i Zannı geldi ve titremesi dindi.

Birisi Sıratı zar zor geçip Cennetin kapısına kadar gelmiş fakat kapılar kapanmıştı. Onun da Kelime-i Şehadeti geldi ve kendisini Cennete koydu.”

(Taberani)

Ya Eyyühel Müminun! Elhamdülillah demeliyiz! Müslüman olduğumuz için Elhamdülillah demeliyiz! Ümmet-i Muhammed’den olduğumuz için Elhamdülillah demeliyiz! Alâ nimetil İslam ve Şerefil İman daimen Elhamdülillah.

Ey Müminler! Ramazan Ayı’na eriştiğimiz için kalpleriz coşkuyla sevinmeli. Dinine bağlı atalarımız, Peygamber Efendimiz (sav)’in Sancaktarları, Şanlı Osmanlılar Ramazan’ı baş tacı etmişlerdi. Şeyhimiz, Sahibul Sayf Şeyh Abdül Kerim el Kıbrısi el Rabbani (ks), o mübarek dönemi bize şöyle anlatmaktadır:

“Osmanlılar zamanında Ramazan’ı karşılamak için insanlar havaya ateş açarlar, ‘Ramazan Geldin Hoş Geldin!’ diyerek kutlarlardı.”

Kutluyorlardı. Mutluydular. Hayatlarına heyecan geliyordu. Herkes koşturup bir şeyler yapıyordu. Ortalığı temizliyorlardı. Mescide getirip insanlarla paylaşacakları şeyler yapmaya çalışıyorlardı. Yemekler, tatlılar yapıyorlardı. Sürekli değişiyordu. Bütün hayat değişiyordu. Farklı bir atmosfer giriyordu. Farklı bir yaşam başlıyordu. İnsanlar hayatlarında başka bir enerji yakalıyorlardı. Güçlü olanlara tutunmaya devam edip, zayıf olanları da tutup çekmeye çalıştıkları için daha fazla rahmet geliyordu üzerlerine. Yoksullara ulaşmanın yollarını arıyorlardı. Peki sizler bu resmin neresindesiniz? Kendinize sorun. Kendinize sormanız gerek. “Gerçekten, neresindeyim? Sadece bir turist gibi mi duruyorum? Yoksa ben de bir parçası mıyım?”

Kendinize sorun. Bilip ona göre hareket edeceksiniz. O vakit kalbiniz size ne diyorsa, ona göre hareket edin. Hayatınıza biraz tutku katın. Ve o tutku, sadece Allah (svt) rızası için yaparak gelir.

Ey Müminler! Ramazan’da hayatımıza bu tutkuyu koymaya çabalamamız gerek. Çünkü hayata lezzet katan o tutkudur. Aksi takdirde birçokları gibi yaşayan ölüler olarak yaşayacağız. Günümüzde sırf insanlar kendilerini canlı hissetsin diye onlara haplar veriyorlar. Fakat Allah için yaşamanın getirdiği tutku, işte gerçek olan odur. Hayatın gerçek lezzeti budur. Ebu Medyen el Gavs buyuruyor:

“Allah’ın Veli Dostlarının refakatinden başka bu hayatın ne tadı var ki? Sultanlardır, üstadlar, şehzadeler onlardır.

Ey Müminler! Bu Ramazan’da o hakiki hayatı bulmaya çabalamalıyız. Ey Müminler! Bu Ramazan’da hakiki bir insan olmaya çalışın. Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor,

“Hakiki insan uzun yola tahammül edebilecek, güçlü ve güvenilir bir deve gibidir; yüz tane de bir tane zor bulursunuz.” (Buhari)

Ramazan Ayı’nda bu kişilerden olmaya niyet etmeliyiz. Bu amaçla yaşamalıyız. Niyetle yaşayın. Eğer kendinize mürid diyorsanız, muradınız için yaşayın. O zaman bir kıymetiniz olur.

Mevlana Rumi (ks)’ın dediği gibi, aslan en çok avlanırken güzel gözükür. Ey Müminler! Aradığımız dünya olmamalı. Ahirete odaklanmalıyız. Şeyh Efendi şöyle söylüyor: Allah buyurdu, “Allah yolunda yarışın.” Yarışın. Yarış, güze işler yapmaktadır, iyi ameller yapmakta birbirinizle yarışmaktır. Bu kabul edilebilir. Enerjinizin nerede bittiğini de bileceksiniz. Eğer İslam için bir şeyler yapmaya çabalıyor ve bu yolda birisiyle beraber koşuyorsanız, enerjiniz tükenmeye başladığında gücünüzü diğerine aktarabilmelisiniz. Onun taşımasına izin verip, “Benim vaktim buraya kadar. Artık sen taşımak durumundasın,” diyebilmeliyiz. O zaman Allah’ın (svt) ve Peygamberinin (sav) rızasını kazanırsınız.

Adem Aleyhisselam’dan Peygamber Efendimiz (sav)’e dek tarihte gördüğümüz budur. Peygamberimiz (sav)’den sonra, Selçuklularda ve Osmanlılarda bunu açıkça görebiliyoruz. Osmanlıyız, Pek Şanlıyız. Allah bizi bununla şereflendirmiş. Günümüzde birçok insan bu şerefi kendi elleriyle bıraktı. Birçokları da Osmanlılara saldırıyor. İstedikleri şekilde saldırabilirler. Fark etmez. Allah onları baş tacı etmiş ve etmeye de devam ediyor. Bizler de onları baş tacı etmekle şeref duyuyoruz. Baş tacı etmeye de devam edeceğiz.

Bizler beş para etmeyiz. Bunu biliyoruz. Onların yaptıklarını yapabilmemiz imkansız bizim için. Fakat en azından, “Ya Rabbi! Onları seviyoruz. Onların yaptıklarını seviyoruz çünkü Senin rızan için, Peygamberinin rızası için yaptılar,” diyebiliriz. Eğer bunu ba tacı edersek, Allah da bizi baş tacı eder. Eğer düşürürsek, kendimizi düşürmüş oluruz. Tarih sahnesinde, bireylerden toplum ve milletlere baktığımızda görüyoruz ki, Allah’ın emirlerine uydukları zaman, Allah da onları yüksekte tutmuş. Bıraktıkları anda ise, o şerefi onlardan almış ve başka bir millete vermiştir. “Bunu baş tacı edebilmek için bizler aday oluyoruz, Ya Rabbi!” diyebilmeliyiz. “Halimizi biliyoruz. Bizim bir gücümüz yok. Acizin, Senin aciz kullarınız. Senden imdad diliyoruz. Eğer Senden meded gelirse, ancak o zaman güçlü olabiliriz. Sırat-ı Müstakim’den sapmamıza izin verme.”

Ya Rabbi! Senin aciz kullarınız. Senden yardım diliyoruz. Sırat-ı Müstakim’de kalmamızı ve Senin bizden razı olmanı nasip et bize. Receb ve Şabanımızı kabul et. Ve Ramazan Ayına şerefle girmeyi bizlere bağışla. Senin için ve Habibin için kalbimizde tutkuyu uyandırmayı nasip et bu ayda. Bu ayda hizmet etme aşkını uyandır içimizde. Dünya Ahiret razı olduğun kulların arasına yaz bizi. Dünya Ahiret Şeyhimizle yaz bizi. Amin.

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdülkerim el-Kıbrısi el-Rabbani (ks) Halifesi

Osmanlı Dergahı, New York

Cuma Hutbesi

30 Şaban 1438 26 Mayıs 2017

Hutbenin İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

#ŞeyhLokmanEfendi #RamazanAyı #Osmanlı #Oruç

131 görüntüleme

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube