OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube
  • Osmanli Naksibendi Hakkani

Ramazan’ın Rahmeti Cemaat ile Gelir


BismillahirRahmanirrahim

Elhamdülillah, Allah (svt)’ya bize verdiği sonsuz nimetler için şükürler olsun. Onun verdiği bu nimetleri hiç hak etmiyoruz aslında. Ancak yine de Ramazan ayında bize nimetlerini yağdırıyor. Bu son on güne girerken, Müridler olarak halvete çekilmeye, itikafa girmeye niyet etmeliyiz.

Birçoğumuzun bunu yapma lüksü yok. Ancak önceden de konuştuğumuz gibi bir kısa yol, güvenli bir yol daha var. Sadece kestirme yol değil, aynı zamanda da daha güvenli, daha akıllıca. Peygamberler ve Evliyaullah da, “Bu yoldan yürüyün,” demektedirler. Çünkü bir rehberi takip etmediğiniz için belki bir senelik yol size yüz yıla mal olacakken, rehber size daha güvenli, daha güzel, daha kısa bir yol gösterecektir.

Bu son bir kaç günde Şeyhimiz Sahibul Seyf Şeyh Abdül Kerim el Kıbrısi el Rabbani’nin, Allah onun makamını yükseltsin inşaAllah, sünnetidir, bize der ki, “Oturup da Rabbinizle olmak için bir zaman bulun; bilhassa ikindi ile akşam arasında.” Başka şeylerle çok meşgul olmayın. İkindi ile Akşam arasında her şeyi kapatıp bir kenara koyun ve halvete girmeye niyetlenin. Şu son on günde itikafa girmeye niyet edin. Ne kadar vakit olursa, on dakika, yirmi dakika, yarım saat ya da bir saat bile otursanız fark etmez, inşaAllahu Rahman, Allah (svt) katında halvete girmişçesine kabul görecektir. Ve bunu samimi bir şekilde yaptığınız için de kazanacağınız sevap ve rahmet de aynı, hatta belki daha fazla olacaktır.

Teheccüd vaktinde yapabilirseniz o da iyidir. Ne zaman isterseniz oturup, “Buradayım ya Rabbi. Halvete giriyorum. Halvete girmeye niyet edip her şeyi dışarıda bırakıyorum. Sadece Seninle birlikte olmak için buradayım,” deyin. Bunun mükafatı çok büyüktür. Ve Ramazan bitmeden önce bu mükafatları toplamamız gerekir inşaAllah.

Daha önce de dediğimiz gibi, Ramazan bizi bırakıyor. Ancak biz Ramazan’ı bırakmamalıyız. Bu ayı bırakmamalıyız. Kendimize, midemize, arzularımıza, nefsimize, neye baktığımıza, nasıl konuştuğumuza, ne dinlediğimize dikkat ederek bu ayda nasıl bir halde olduğumuzu anlayabiliriz. Ellerimize, ayaklarımızın nereye gittiğine bakıp... Ramazan’ın verdiği dersler, Ramazan’ın mükafatları, Ramazan’ın mücevherleri bunlardır.

Eğer aynı şekilde hissetmeye devam etmek, Ramazan’ın nimetlerini almak istiyorsak, bu ayda kazandıklarımızı bırakmamalıyız. İnşaAllahu Rahman bırakmayacağız. Tıpkı şimdi olduğu gibi, dahil olacağınız bir Cemaat bulacaksınız. Çünkü Ramazan’ın nimetlerinden biri de insanları Cemaat olmaya teşvik etmektir, değil mi? Öyle ya da böyle kalın kafalı Vahhabiler dahi Cemaat olmanın nasıl bir nimet olduğunu anlıyorlar. Şimdiye kadar hiçbir Vahhabinin bile Ramazan’ın her gecesinde Teravih namazı kılınmasını kınadığını duymadım. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav), her Ramazan gecesinde Teravih kılmamıştır, özellikle de cemaat ile. Bunu farz haline getiren Hz. Ömer (ra) olmuştur. “Herkes her gece kılacak. Herkes beraber kılacak,” demiştir. Sekiz rekat mı yoksa yirmi rekat mı diye kıt kafalı Vahhabiler bile kavga ediyorlar. Şimdi yeni moda, bazıları da on rekat diyor. Onlar bile Ramazan Ayı’nda Cemaat olmanın nasıl bir nimet olduğunu anlıyorlar. Çünkü imanınız bu şekilde gelişir.

İki, üç, beş, on, yirmi kişinin bir arada olması bir Cemaatte olduğunuz manasına gelmiyor. Bir inek sürüsü, onların Cemaat olduğu anlamına gelmiyor. Sadece vücudunuz orada diye, o bir Cemaat olmuyor. Cemaat, mübarek kılınmıştır çünkü Cemaatte Allah’ın bir sevgili kulu vardır. Ve o kişi vasıtasıyla, ellerini kaldırdığında Allah’ın tecellisi o kişinin üzerinde olduğu için, o kişi sayesinde bütün herkese, tüm Cemaate rahmet iner. Ve o kişinin kim olduğunu da bilmiyorsunuz. “Şu kişi şurada oturuyor, bu kişi burada oturuyor. Şunun makamı daha yüksek, bu daha alçak,” diye düşünmeye çalışmayın. Hayır. Çünkü herkesin Rabbiyle ilişkisi gizlidir. Osmanlıların söylediği gibi, “Her geceye Kadir Gecesi gibi, herkese Hızır Aleyhisselam gibi davran.”

Eğer birisi herkese saygıyla yaklaşır, özellikle de bu ayda saygı gösterip, “Belki de bu kişi Allah’ın sevilen kullarındandır,” deyip birbirinden dua isteyerek nefsinin üstüne basarsa, nefsinin istediğini yapmayıp, onu kontrol eder, tüm bunları gerçekleştirirse, o zaman Ramazan’ın bizimle kalması çok kolay olur. Bizi bırakmaz. Öyleyse Cemaat önemlidir. Ve iyi bir Cemaat ile birlikte olun. Kötü cemaatte olmayın. Basketbol yada futbol izleyen bir grup insanın da cemaat olduğunu söyleyemezsiniz şimdi. Bu bir Cemaat değildir. Cemaat Allah rızası içindir. Cemaat bir lideri takip eder. Ve böyle yaparsak, inşaAllahu Rahman o Rahmeti hissetmek bizler için çok kolay olur. Aksi takdirde yüz kişi bile toplasanız, herkes keçi gibi kalır. Keçiler birbirini dinlemez, biliyorsunuz değil mi? Koyunların ise bir lideri vardır ve hepsi onu takip eder. Ama keçilerin hepsi bireyseldir. Kafalarına göre hareket ederler. Bu da gerçek bir Cemaat değildir. Çünkü öyle olunca, herkes kendi nefsinin, kendi egosunun peşinden gider, kimse imamı takip etmez ve bu yüzden de pek bir rahmet inmez.

İnşaAllahu Rahman Allah’tan bu ayın kalan günlerindeki ibadetlerimizi, orucumuzu ve diğer yaptığımız şeyleri affetmesini, kusurlarımızı bağışlamasını ve bu ayda bize verdiği nimetleri idrak edebilmeyi, onları kaybetmek yerine yılın geri kalanında da gönlümüzde olabilmeleri için kalbimizde muhafaza edebilmeyi diliyoruz inşaAllah. Sahibul Sayf’ın yüzü suyu hürmetine, Allah sevdiği kullarının sevdiği kullarından eylesin bizi. Allah beni affetsin, size Rahmet eylesin inşaAllah.

El Fatiha.

Amin.

Selam aleykum ve Rahmetullah.

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdülkerim El-Kıbrisi'nin (ks) Halifesi

New York

Osmanlı Dergahı

20 Ramazan 1438

15 Haziran 2017

Sohbetin İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

#ŞeyhLokmanEfendi #RamazanAyı #KadirGecesi

74 görüntüleme