• Osmanli Naksibendi Hakkani

Kabir Hayatına Nasıl Hazırlanabiliriz?


BismillahirRahmanirRahim

Kabrinizin nasıl olmasını istiyorsanız o şekilde hazırlayacaksınız. Kabir, nihai varış noktanıza doğru giden yolda bir bekleme odasıdır. Şeyhimiz der ki, "Her gün mezarınıza bir şey götürün." Siz kabrinize ne göndermek istiyorsunuz? Oraya yılanlar, akrepler, kötü ameller, yanlış niyetler göndermeyin. Mücevherler, değerli taşlar gönderin kabrinize. Orada onlara ihtiyacınız olacak. Peki bunu nasıl yapacaksınız?

Şeytanın ve nefsinizin sizi kandırmaya çalıştığını anladığınız ve onların üzerine basmaya başladığınız zaman, onlara karşı savaştığınız takdirde kabrinize çok kıymetli şeyler gönderiyorsunuz demektir. Mezarı hayal etmeye çalışmayın çok. Bazı insanlar bunu kaldıramaz. Fakat şunu da bilin ki, mezarda her şeyi hissedecek ancak hiçbir şekilde hareket edip istediğiniz şeyi yapamayacaksınız. O yüzden, ister sessiz zikr olsun ya da cehri zikr, vücudunuzun istediği zaman istediği şekilde hareket etmesine izin vermez, şurası kaşındı, burası oynadı, oraya baksın, uykuya dalsın demeden istediği şeye izin vermeyip Allah'ın zikriyle onu ne kadar disipline ederseniz, kendinizi o kadar mezara hazırlıyorsunuz demektir. Sıkışıp kaldığı için bacaklarınız kopacak gibi olur ama vücudunuza, "Bütün gün istediğin gibi oturup kalkıyorsun zaten, istediğin gibi hareket ediyorsun. Şimdi beni dinleyeceksin. Allah için nasıl hareket etmen gerektiğini ben söyleyeceğim sana." Merak etmeyin. Kimse daha önce yerde dizlerinin üzerinde oturuyor diye bacaklarını kaybetmedi. Hatta birçok kişi daha da iyileşti. Anlıyor musunuz?

Yani kendini disipline etmek önemlidir. Çünkü halvete girdiğinde de her şey istediğin gibi değildir. O yüzden eskiden insanlar saçını sakalını uzatır, bir tutamını alıp tavana bağlar, aynen böyle otururlardı. Dolayısıyla da ne zaman uykuya dalıp başın öne düşse çekilip tekrar uyanıyorsun. Bu şekilde yapardın.

Firavun bile bunu anlamıştır. Hz. Musa ile girdiği iddiayı kazanmak için ertesi gün Allah'a yakarmaya odasına girmiş ve sakalını tavana bağlayarak bütün gece Allah'a dua etmiştir. Bunu yapan Firavun. Ama bütün gece, "Ya Rabbi! İnsanların karşısında aptal gibi gözükmeme izin verme. Ben öyle olduğumu biliyorum da Sen benim Rabbimsin. Ben Senin aciz kulunum. İnsanların karşısında küçük düşmeme izin verme," diyerek Allah'a yalvarmıştır. Bu yüzden de Allah onu o gün galip kılmıştır. Musa Aleyhisselam ise sadece dua edip yatmıştı. Ertesi gün Hz. Musa sinirlendi, Allah'a, "Neden böyle yapıyorsun? Niye böyle olmasına izin veriyorsun?" diye sordu. Ve Allah (cc) şöyle cevap verdi: "Ben en Adil olanım. Firavun bütün gece af dileyip bana dua ediyordu. Hatalı olduğunu biliyordu ancak kaybetmesine izin vermeyeyim diye bütün gece Bana dua etti. Sense uyumaya gittin."

Allah (svt) Adil'dir. Önemli olan kendi aczimizi söyleyebilmemizdir. Allah'ın en büyük olduğunu söylediğimizde kendi acziyetimizi idrak edebilmeliyiz. Kendimizi büyük gördükten sonra Allah'ın büyüklüğünü söylemenin neresi iyi ve muhteşem ki? Anlıyor musunuz? Birçok insan, "Allahu Ekber" diyor ancak gerçekte, "Enehu ekber" diyorlar. "En büyük olan benim," diyorlar.

Ramazan ayında kendi zayıflığımızı anladıkça mezara da o derece hazırlanıyor ve varış noktasına ulaşmadan evvel kabrimiz o derece güzel bir bekleme noktası haline geliyor demektir. İnşaAllah.

Selam aleykum ve berakatühü.

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdülkerim El-Kıbrisi'nin (ks) Halifesi

New York

Osmanlı Dergahı

29 Şaban 1438

25 Mayıs 2017

Sohbetin İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

#ŞeyhLokmanEfendi #Ölüm

99 görüntüleme

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube