• Osmanli Naksibendi Hakkani

İmanınızı Koruyun


BismillahirRahmanirRahim

Bu dünyadaki milyarlarca kişi içinde, biz kimiz ki... Allah bizim kendi başımıza açtığımız karmaşadan çekip çıkarıyor ve, "Bunlar benim özel kullarım. Onlara dokunmayın," diyor. "Sadece Bana ibadet etmek ve Peygamberimi hamdü sena etmek için burada onlar." Bunun ne büyük bir şeref olduğunu anlıyor musunuz? Bu kalbinizi gururla doldurmalıdır.

Bu dünyadan ne götüreceksiniz? Bütün o zorlukları mezarınıza mı götüreceksiniz? Hiçbir şey. Mezarınıza tek bir şey bile götürmeyeceksiniz. Her şeyi arkanızda bırakacaksınız. Ancak Allah için yaşar, Allah için ölür ve Allah rızası için, Allah için diriltilirsiniz. Anlıyor musunuz? Öyleleri var ki, Allah (svt) buyuruyor,

"Ahireti, Cenneti onlara haram kıldım. Ve onlara dünyayı açtım, dünyayı helal kıldım."

Bu kişiler ehl-i dünyadır. Dünyada her şeyi elde ederler. Mutludur ya da değildir... Ne de olsa bu dünya senin düşmanın. Düşmanına kulluk ettiğinde, düşmanın seni bir gün mutlu etse bile, hayatının geri kalanında seni mutsuz edecektir. Ancak Allah, bu kişiler için, "Onlara Cenneti, Ahireti haram kıldım, ancak dünyayı verdim," diye buyurmaktadır. Böyle çok kişi görüyoruz. Tadını çıkarıyorlar. Onlara bakıp da, "Ne kadar mutlular," diyerek aldanmayın.

"Ben mutlu değilim."

Mutluluk nedir? Kime göre bir mutluluk? Çocuğa sorarsanız, çocuğa göre mutluluk şeker almaktır. Senin hayatın böyle mi? İçmekten mutlu olan birine sorsan, onun mutluluğu içkisidir. Zalimlikten mutlu olan birine sorsan, onun mutluluğu zalimliktir. Para dağıtmaktan mutlu olan birine sorsan, onun mutluluğu da budur. Ama daha önce de dediğimiz gibi, mutluluğun yaratıcısı Allah (svt)'dır. Mutluluğun Yaratıcısı'dır. Yaradılana değil, Yaradan'a koşuyoruz biz. Yani yanımızda hiçbir şey götürmüyoruz. Ancak Allah'a kulluk ediyoruz; etmeye çalışıyoruz. Evet, zayıfız, çok kirliyiz. Ancak Allah niyetimize göre bizi temiz bir yere çekti. Unutmayın bunu. Hatırlayın. Çünkü bu çok büyük bir şereftir. Sahip olduğumuz ilk şeref, insan olarak, Beni Adem olarak yaratılmamız. Hayvan olarak yaratılmadık. Kaçımız, "Ya Rabbi, beni insan olarak yarattığın için Sana şükürler olsun," diye şükrediyor? Ama başka bir sürü dualar ediyoruz. Genelde, yüzde doksan dokuzu dünya ile ilgili. Bu hem size hem de bana hatırlatmak için.

İlk olarak, bizler insanız. İkincisi, Habibi'nin Ümmetindeniz. Peygamberler bile bize gıpta ederler; onlar da bu ümmetten olmak isterler. Ellerini açıp samimiyetle, "Şükür ya Rabbi. Şükürler olsun ki bu ümmettenim," diyor musun? Üçüncüsü, Müslümanız. Birer mümin olmaya çalışıyor, kendimizi bu ahir zaman fitnesinden geri çekiyoruz. Sade bir şekilde yaşamaya, en önemlisi de Rabbimize ibadet etmeye çalışıyoruz. Burada yaptığımız diğer her ne varsa, ibadet olmalı. İbadete dönüşmeli. İbadet yalnızca eğilip kalkmak değildir. Bu ibadet değildir. Hayatınızda yaptığınız diğer her şey, misal Allah rızası için çocuklarınıza bakmanız, bir ibadete dönüşür. Allah rızası için, ailene bakmak için dışarı çalışmaya gidiyorsun; o da bir ibadettir. Oturup birinin sana içini dökmesini dinliyorsun; o da bir ibadettir. Oturup sabırlı oluyorsun; çünkü Allah seni şununla bununla imtihandan geçiriyor. Bu da bir ibadettir. Şeyhimizin, Peygamber Efendimiz (asvs) hakkında bize öğretmiş olduklarını hatırlıyorsun, bu hayatı nasıl yaşamış olduğunu hatırlıyorsun, o zaman hayatın tamamı, devamlı bir ibadete dönüşür. Sürekli bir hatırlatıcı olur. O zaman, "SübhanAllah. Ya Rabbi, şükürler olsun," dersin. "Bu tatlılığı unutacağım," çünkü insan unutkan yaratılmıştır, "Ya Rabbi. Bunu hatırlamamı sağla." İşte bu yüzden hatırlamaya ve birbirimize hatırlatmaya ihtiyacımız var.

Bu dünya geçip gidecek. Hayatlarımız geçip gidecek. Çocuklarımız, ailemiz, malımız mülkümüz... Her şey geçip gidecek. Mezarda yalnız başımıza olacağız. Bir bak bakalım, bugün mezarına neler götürdün. Sizi ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmayın. Sizi ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmayın. Bu, Allah'ın sizi sevmediğinin işaretidir. Kendinize bakın. "Bugün Allah rızası için ne yaptım? Neden bunu yaptım?" "Kalktım ve ibadet ettim. Neden ibadet ettim?" "Cuma'ya gittim; neden gittim?" "Neden şu kişiye şöyle konuştum? Nereye varıyor söylediklerim? O kişinin kalbini mi kırdım acaba?" "Birisi bana şunları şunları diyor. Neden öfkeleniyorum? Neden sinirleniyorum? Estağfurullah." Güzel bir şey yaptığını gördüğünde, "Şükür elhamdulillah," de. Eksik olduğun bir yanını gördün, "Estağfurullah ya Rabbi," de. Yarının bugünden daha iyi olmasına niyet ediyorsun.

Sade ol. Çünkü bugünlerde çok fazla şey bilip de karmaşıklaştırmak, seni batırır, ezip geçer. Görmüyor musunuz, az önce hutbede söylediğimiz gibi, günümüz alimleri istedikleri her şeyi söyleyebiliyorlar. Her şeyi. Eskiden İslam'da belli yerleşmiş hükümler vardı. Sabit. İslam'ın şartları, İslam'ın rükünleri, imanın rükünleri. Allah'a, Meleklerine, Peygamberlerine, Kitaplarına vs. inanıyorsun. Namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan'da oruç tutmak, Hacca gitmek... Bunların hepsi temel şeyler. Herkes bilir. Değiştiremezsin. Abdest almanın şartları, namazın şartları, orucun şartları, veraset şartları, evliliğin şartları, helal ve haram nedir... Hepsi açık. Şimdi hepsi bulanmış durumda. Artık açık değil. Deccal, "Helal ve haram olan budur," demeyecek. "Bunların hepsi helal," diyecek. Ve bunu destekleyecek olan alimler de, kesinlikle ona çalışacaklar. "Sorun yok. Tamam," diyorlar. Tamam değil. Eskiden bunların herhangi birine ters gidersen, İslam'dan çıkmışsın demekti. Gayet net. Çünkü temeli bunlar. Temeli sarsmaya başladın mı, temelden bir şeyler aldın mı, bütün ev aşağı iner.

"Müslümanım ama meleklere inanmıyorum," diyemezsin. İslam'dan çıktın.

"Müslümanım, meleklere inanıyorum ama kitapları kabul etmiyorum" diyemezsin. "Çünkü kitaplar değişmiş olabilir. Kim bilir belki de değişmişlerdir." İslam'dan çıktın.

"Müslümanım ama Peygamber masum değildir, korunmalı değildir. O da bir insan, o da bir kuldur ve günah işleyebilir" -haşa estağfurullah- diyemezsin. İslam'dan çıktın.

1300 yıl boyunca bu şekildeydi. İslam'ı ve Müslümanları güçlü kılan buydu. Şimdi iki milyar olduk; üç milyar, hatta yedi milyar bile olsak, tamamen güçsüz düşmüş durumdayız. Çünkü Hakkı savunmuyoruz; sadece kendimizi savunuyoruz. Bütün bu saçmalıklar, bütün bu tiksindirici şeyler karşısında hala daha yer çatlamıyor mu, diyoruz. Gökler yarılmıyor mu? Bugünün sözde alimleri, "Hz. İbrahim (as), perişan bir haldeydi, zavallıydı çünkü karısını ve çocuğunu bırakmıştı," demeye cüret ediyorlar. Kadın alim! Binlerce de takipçisi var, çok seviyorlar. Çünkü, "Kadının da sesi duyulmalı," diyorlar. Böyle diyor. Peygamber Efendimiz (asvs) hakkında neler diyordur, Allah bilir. "İslam erkekler tarafından gasp edilmiş durumda. Kadınlar hiç söz sahibi olamıyor. Bu yanlış. Herkes eşit olmalı." Bunlar Vahhabiliğin hile ve tuzakları; içeri girip insanları zehirler. Ve binlerce de takipçisi var.

Bazıları da, "İslam bir fikir hareketidir; farklı fikirlere sahip olmakta sorun yok," diyor. Ne zamandan beri? Alimlerin icması en önemli şeydir; Kur'an ve Hadis'ten sonra icma olması gerekir. herkes aynı şeyi söyler. Bitti. Çünkü İslam'ın üzerinde, Ümmetin üzerinde bir koruma yok. Ümmetin güvenliğini ve siyaseti boş verin, İslam ilmi dahi koruma altında değil. Görüyor musunuz, anlıyor musunuz Sultan neden önemli? Sadece yetimleri, kadınları ve fakirleri korumak için değil, Peygamber Efendimiz (asvs)'ın bıraktığı öğretileri korumak içindir. Bu günlerde kim Hilafete inanıyor ki zaten? Alimler, "İslam'da hilafet yok," diyorlar. Hatta, "İslam'da politika yok," diyorlar, "hükümet yok, idare yok. Aynen Hristiyanlık gibi bireysel bir dindir." Hristiyanlık ne zamandan beri bireysel bir din oldu, bilmiyorum. Çünkü bildiğim kadarıyla, 2000 yıl içerisinde belki son yüzyılda bunu kaybettiler. Fakat 1900 yılı aşkın bir süre, her zaman politikanın içindeydi. Bugün bile hala öyle.

Tüm bunlardan kurtulun. Bunların hepsine tanıklık ediyoruz ki, bizi zehirlemesinler ve kurtulalım. O kişinin kim olduğuyla ilgilenmiyoruz. O kişinin tamamen şöyle ya da böyle olduğunu söylemiyoruz. Yaptığı şeyler yanlış ve biz de ayağa kalkıp yaptıklarının yanlış olduğunu söylüyoruz. Çünkü bu günler, artık kimsenin Hakkı müdafaa etmediği zamanlar. Herkes çok bencil olmuş. Evet, bu imanın en zayıf işaretidir. Yanlış bir şey gördün mü, ellerinle ya da dilinle düzeltmelisin. Ancak bunun en zayıf hali, kalbinde düzeltmektir. Bizim yaptığımız da budur. İnşaAllah, Allah kabul etsin.

Allah bizi bağışlasın.

Selam aleykum ve rahmetullahi ve berakatühü.

El Fatiha.

Amin.

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdulkerim el Kibrisi (ks) ‘nin Halifesi

Osmanlı Dergahı, New York

2 CemaziyelEvvel 1439

19 Ocak 2018

Sohbetin İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

#ŞeyhLokmanEfendi #AhirZaman #PeygamberEfendimizsav

58 görüntüleme

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube