• Osmanli Naksibendi Hakkani

Hz. Mehdi (as) Zuhur Etmeden Önce Bizi Ne Uyandıracak?


BismillahirRahmanirRahim

Soru: Mehdi Aleyhisselam’ın zuhurundan önce bizi uyandıracak herhangi bir şey olacak mı?

Ettiğimiz duada Allah’tan bizi uyandırmasını, Mehdi Aleyhisselam gelmeden evvel ümmeti gafletten uyandırmasını diliyoruz. Çünkü o geldiğinde uyanmak için artık çok geç olacak. İster Hak için ister batıl için çalışıyor ol, çoktan farklı fırkalara bölündünüz. Her ne yaparsanız, o gruplara doğru gider. Bu bir etiket meselesi değil; Müslümansan kurtulacaksın, Hristiyansan kurtulmayacaksın; hayır. O gün geldiğinde, şu andaki gibi etiketlerin hiçbiri olmayacak. Birçok mümin, birçok münafık var. Bizim işimiz, bizim vazifemiz kendimizde o münafıklık var mı, inancımıza sıkıca tutunuyor muyuz, tutunmuyor muyuz, ona bakmak. Yoksa sadece inandığımızı söyleyip, fırsatını bulduğumuzda inancımızı terk mi ediyoruz?

Mehdi Aleyhisselam’ın zuhurundan önce ümmeti uyandıracak bir şey olup olmayacağını soruyorsun. Ben de bir çok işaret olduğunu söylüyorum. Bu işaretler ne için? Bizi uyandırmak için. Neden Peygamberimiz (asvs) 1400 yıl önceden alametlere dikkat etmemizi bildirmiştir? Bizi uyandırmak için. Kimse, “Ah ben geleceğini bilmiyordum. Hiç böyle olacağını bilmiyordum,” diye iddiada bulunamaz. Peygamberimiz bunların işaret olduğunu çoktan söyledi zaten. Birçok işaret var. Yüzlerce küçük işaret mevcut. Ve yaklaşmakta olan birçok büyük işaretler de var. Kim öğretiyor bunu? Şeyhimiz öğretiyor; o işaretlerin neler olduğunu ve uyanık olmayı öğretiyor. Birçok savaş yaşanacak, ki şu anda yaşanıyor. İnsanlar ölecek ve neden öldürüldüklerini bilmeyecekler. Bilmiyorlar. Bir anda, bum, bir anda oluyor. Birçok doğal felaket olacak, çok sıra dışı doğal felaketler. Tüm bunlar neye işaret ediyor? Mümin kişi bilmeli, bu çok olağandışı, bu dünya çoktan yaşlandı. Ölüyor. Bir insan yaşlıysa, ölüyorsa, hastalanacaktır. Yeni bir değişiklik olacak. Anlıyor musunuz? Uyanmanız gerek. Mübarek gün ve gecelerde birçok yeni işaretler olacak. Uyanın, çünkü bunlar son çağrılar.

Peygamber Efendimiz, Allah (svt)’ya dua etti, “Ya Rabbi, ümmetimi Hz. Nuh (as)’ın ümmetini cezalandırdığın gibi cezalandırma.” Nuh Aleyhisselam’ın ümmeti Allah (svt) ve Peygamberine devamlı olarak asilik ettiler. Kibirli ve küstah bir şekilde, kendi akıllarınca bu dünyada her ne olursa olsun onu alt edebileceklerini düşünüyorlardı. Tufan yaklaşıyor, “Hayır,” diyorlar, “sadece biraz daha yerden yükseğe çıkmalıyız.” Ve Allah (svt) buyuruyor, “Ya Habibim, senin ümmetini Hz. Nuh (as)’ın ümmetini cezalandırdığım şekilde cezalandırmayacağım.” Nuh (as) zamanında gelen su, azab suyuydu, asit gibiydi, yakardı. Allah buyuruyor ki, “Ancak onlar öyle bir silah icat edecekler ki, kendi kendilerinin cezasını verecekler. Bu seferki su tufanı olmayacak, ateş tufanı olacak.”

Kendi ufak problemlerinizden, ufak kalp ağrılarınızdan kafanızı kaldırın. Uyanın ve Allah’ın bu ümmet için olan planını idrak edin. Sizler de bu ümmetin bir parçasısınız. Uyanın ve bunu anlayın. O zaman canınızı sıkan şeyden uzaklaşmaya başlayacaksınız. Allah’tan korkmadığınızda, O’nun azabından korkmadığınızda, her birimizin sorumlu olduğu, kitlesel olarak yaptığımız günahlardan korkmadığınız zaman, Allah’tan korkmadığınız zaman, Allah da bizi her şeyden korkar hale getirir. Allah, kendi gölgenizden bile korkar hale getirir. Allah’tan korkmuyoruz, o yüzden Allah etrafımızdaki her şeyden korkmamıza sebep oluyor. İki milyar Müslümanız; her şeyden korkar haldeyiz çünkü Allah’tan korkmuyoruz. Allah’tan korktuğun zaman, tıpkı Peygamber Efendimiz (asvs)’ı koruduğu gibi seni koruyacağını bilirsin. Tıpkı Eshab-ı Kiram’ı koruduğu gibi, tıpkı Çanakkale Şehitleri’ni koruduğu gibi. I yüzden 124.000 Peygamberin etrafında sadece küçük bir topluluk bulunduğunu görüyoruz. Ancak korunmuşlardır. Allah’tan korkarlar.

Bizler Allah’tan korktuğumuz için bu dağ başında bulunuyoruz. Anlıyor musunuz? Organik, kolay bir hayat sürmek için gelmedik buraya. Çünkü neden korkuyoruz? Artık şehirlerde kalmak istemiyoruz. Çünkü yaptıkları her şey Allah’ın gazabını çekiyor. Temiz güzel bir hayat sürmek için geliyoruz dağ başına. Rabbimizi memnun eden ne varsa, onu sürdürebilmek için. Tıpkı Ashab-ı Kehf gibi. Bir avuç genç insan. Yaşlı değillerdi, gençtiler. “Allah’ın azabını çeken bu şehir yetti artık. Biz gidiyoruz,” dediler. Köpekleriyle birlikte kaçtılar. Mağaranın içine girip, “Allah’ı kızdıran tüm o şeylerden kaçıp burada saklanalım,” dediler.ve Allah da onları korudu. Allah, onlar için zaman içinde zaman, mekan içinde mekan yarattı ve yüz yıl sonra uyandılar. Şehre indiklerinde, herkesin mümin olduğunu gördüler.

Bizim de niyetimiz budur. Sizce neden her Cuma Kehf Suresi’ni okumamız gerekiyor? Tüm o şeyleri geride bırakıp bir araya toplanmak için. Şimdi, belki fiziksel olarak gelemeyebilirsiniz. Ancak kalbiniz, Allah’tan korkanlarla beraber olmalıdır. Ashab-ı Kehf, Allah’tan korkuyordu. Çanakkale Şehitleri Allah’tan korkuyordu. İnsanoğlundan korkuyor olsalardı, kazanamazlardı. Ellerinde hiçbir şey yokken, tüm dünya kendilerine karşı hücuma geçmiş geliyorken, orada dimdik durup Hilafet’i müdafaa edemezlerdi. Bu arada, tüm dünyanın, bütün Müslüman aleminin unuttuğu bir şev var, çünkü kafirlerin ayaklarını öpmek için eğilmiş durumdayız, ki o da, Çanakkale Savaşı’nı organize eden kişi Winston Churchill’di. Şimdi birçok Müslüman onun ayaklarını öpüyor. Ancak Allah onu da bozguna uğrattı. Hilafet’e karşı saldırmaları için tüm dünyadan askerleri topladılar.

Nereye doğru gittiğimizi bilmiyorsak, o halde nasıl güvende olabiliriz ki? Gaflettir bu. Peki neler insanlığın uyanmasını sağlayacak? Doğal felaketler yaşanıyor, deccalin alametleri ortaya çıkıyor, etrafına bakıyorsun her şey daha da daha da kötü bir hale geliyor, her geçen yıl daha da kötüleşiyor. Yüz yıl öncekine kıyasla, şu anda dünyada daha fazla zulüm, daha fazla savaş, daha fazla kölelik var. İnsanoğlu bunları görmemek için özellikle kafasını kuma gömüyor. Müminler olarak bizler böyle yapmamalıyız. Müminler Allah’ın Nuru ile bakarlar.

Yaklaşan mübarek gün ve gecelerde öylece oturup, sevabını kazanmak için kendimi temizleyeceğim falan filan, demeyin. Birazcık gözlerinizi açın ve Allah’a dua edin, tüm ümmet için isteyin, kendi aileleriniz, kendi insanlarınız, kendi milletleriniz için isteyin. Onlar için dua edin. Müslümanmış, gayri-Müslimmiş, ayrım yapmayın. Hayır. Bütün ümmet için dua edin. Çünkü daha da fazla insan bu gafletten uyanmaya başlıyor. Görüyorum ki, düşünce özgürlükleri olduğu zaman anlamaya başlıyorlar. Onlardan, kafirlerden bahsediyorum. Ama bu dünyanın artık batmış bir halde olduğunun farkındalar. “Bu sistemin bir parçası olmak istemiyoruz, berbat bir durumda,” diyorlar. Bir sürü Müslümanın ise bu sistemi sevdiğini görüyorum. “Bu sistemin içinde olmak istiyoruz. Bizim menfaatimize çalışıyor,” diyorlar. Aynı zamanda da her gün kendi kız ve erkek kardeşlerinin üzerine bombalar yağıyor. Hangi sistemden bahsediyorsunuz siz? Ferdlerden, başkanlara, hükümetlere kadar, hepsinin bu sisteme inançları büyük.

Bizler Allah’a inanıyoruz. Böyle küçük bir topluluk bile olsa, yabanın ortasında yalnız bir ses de olsa, Peygamberlerin sünnetine sıkıca tutunanlardan, temiz yaşamaya çalışan, bu dünyadan temiz göçmeye çalışanlardan olmak istiyoruz. Ne var ki bu dünyada? Bu dünya gelip geçecek. Bu dünyadaki her şey geçecek. Sıfır olacak. Hiç olacak. Bu dünya, bir sineğin kanadından bile daha değersizdir. Gerçek olan ahirettir. Bu dünya için yaşarsanız, mahvolursunuz. Ahiret hayatı için yaşarsanız, bu dünya sizin peşinizden koşar ve ahiret de sizi bekler.

Allah, Hak için yaşamış, Hak için canını vermiş olanların makamlarını yükseltsin; Hak hürmetine, zulmü yıkmak için, zorbalığı alaşağı etmek için inşaAllah. Allah bizi de onlar gibi yapsın. Himmetleri daima üzerimizde olsun inşaAllah.

Ve min Allahu Tevfik.

El Fatiha.

Amin. Selam aleykum ve Rahmetullah ve Berakatühu.

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdulkerim el Kibrisi (ks) ‘nin Halifesi

Osmanlı Dergahı, New York

1 Receb 1439

18 Mart 2018

Sohbetin İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

#ŞeyhLokmanEfendi #MehdiAS

1,139 görüntüleme

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube