• Osmanli Naksibendi Hakkani

Bu Hayatta Aradığınız Ne?


BismillahirRahmanirRahim

Ne istiyorsunuz? Ne arıyorsunuz? Buradaki kardeşlerimizden birine ne aradığını, ne istediğini sordum. Birçok kişi bu noktada takılıyor. Cevap vermeleri epey bir vakit alıyor. Neden böyle oluyor? Halbuki bir şey arzuladığımızda ve onu yerine getirirken uzun süre beklemiyoruz. Her gün, her hafta, her ay, her yıl... Bütün hayatımız boyunca böyle bu. Ve bazıları pek akıllıca, pek ruhsal cevaplar vermek istiyorlar. Ama samimi bir cevap vermeliyiz.

Ona, “Ne arıyorsun?” diye sordum, farklı kelimelerle ifade ediyorum şimdi, “Kendi aslımı arıyorum,” dedi. Bunun üzerine tekrar sordum, kısmen farklı bir cevap vererek, “Allah’ın rızasını,” dedi. Benzer cevaplar ama birazcık farklılar. Şimdi bir verdiğiniz cevaba bakın, bir de günümüzü nasıl geçirdiğimize bakın. O cevabı alın ve bu haftayı, bu ayı, bu yılı nasıl geçirdiğinize bakın. Birbirine uyuyor mu? Hayır. Peki nasıl uyumlu hale getireceğiz? Belki de sadece bir dağa çıkıp mağaraya çekilirsek Allah’ı bulacağımızı düşünüyoruz? Bu da doğru yol değil. Allah, dağ başında bir mağarada bulunmuyor. O, bir çölde saklı değildir, deryalarda değildir. Allah’ın Kudreti her yerdedir. Ve Allah’ın Kudreti, onun halifelerindedir. İnsanlığa verilen sır budur. Allah’ın kulundaki güç kudret, Ademoğulları’nın şerefi, Rabbani olanlarda, Rabbine bakarak konuşanlardadır. Onlar konuştuğu vakit tıpkı Allah (svt)’nın söylediği gibidir, “Onun konuştuğu dili olurum. Tuttuğu eli olurum. Yürüdüğü ayağı olurum.” Ancak günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı daha ne aradığımızı bilmeden, tereddüt içinde geçirirken bu seviyeye erişemeyiz.

Tereddüt etmek, belki olabilir. Fakat hiçbir şey bilmeden robot gibi yaşamak, hayvandan daha aşağı şekilde yaşamak, hiçbir şey hissetmeden, hiçbir tat almadan, hiçbir görüş, hiçbir anlayış sahibi olmadan, her Allah’ın günü uyan, işe git, işten gel, televizyonun karşısına otur, uyu... Günler boyu hep böyle, Rabbinle olman için, uyanman için hiçbir sebep bulunmadan vaktini geçirmek... Çalışırken de Rabbinle birlikte olarak çalışmadan... Televizyon izlerken Rabbinizle birlikte olmaya çalışmayın. Öyle olmuyor. Dini programlar var, onları izliyorum, deseniz bile, dini bir şeyler gösterirken kesilip ekrana reklamlar çıkıyor. Dünya! Size dünyayı pazarlıyorlar. Artık pazar yerine de çıkmıyoruz. Eskiden insanların size bir şeyler satabilmesi için pazara çıkmanız gerekirdi. Şimdi kendi evinizin içine geliyorlar. Eskiden bir tane televizyonumuz vardı, her yere de götüremezdik onu, taşıyamazdık. Şimdi ise herkesin kolaylıkla cebine sığdırabileceği bu şeytan kutusunu (cep telefonunu) verdiler bize. Böylece nerede olursan ol açıp neler olup bittiğine bakabilir, her yerde bu dünya ile, arzuların ile meşgul olabilirsin.

Peki ne arıyoruz? Çünkü her ne arıyorsan, hayatına anlam katacak olan da odur. Dünyayı arıyorsan, dünyada anlam bulacaksın. Fakat dünya gelip geçicidir. Dünya leş gibidir. Eğer aradığınız ilim ise, güzel, ilim arayın. Ancak bu dünyanın ilmini aramayın. Bu söylediklerim Tarikattaki insanlar için, dışarıdaki insanlara değil. Şimdi böyle konuşunca da tekrar tekrar kendimi açıklamama gerek yok, bizler ilme karşı değiliz. Buna karşı çıkmıyoruz. Bizim aradığımız ilim, en yüksek ilim. Aradığınız ne? Size mana verecek olan budur. Şunu da kesinlikle bilin ki, bulduğunuz o mana, hayatınıza anlam katan şey, Yaradan’dan geliyor, nefsinizden değil. Nefsiniz de size bir anlam verebilir, dünya da verebilir, şeytan da verebilir, arzularınız da verebilir. Ancak bu doğru oldukları manasına gelmez. Peki ne arıyoruz? Güzel bir cevaptı, sevdim cevabını. Aslımızı arıyorsun. Herkes aslına dönmeli de, bizim aslımız nedir? Nedir o?

Bizim aslımız nedir? Allah. İnna lillahi ve inna ileyhi raci’un. O’na geri döneceğiz. Yaptığımız bu yolculuk, geri dönüş yolculuğudur. Ancak O’na geri dönerken de çocuk gibi gitmek istemiyoruz. Anlıyor musunuz? O’na kul olarak dönmek istiyoruz. Sen kul olursan, Ben seni Sultan yaparım, diye buyurmuş Allah. Seni Rabbani yaparım. Benim Kelimelerimi konuşturtur, Benim Kudretimle çalıştırır, Benim Kudretimle yürütürüm. Halifetullah olmamız için Allah bize Azamet libasından giydirir. Peki yolculuk orada biter mi? Hayır, bitmez. Aslımıza geri döneceğimizi anlayabilmek için, kendimizin sahte olduğunu bilmemiz, sahte olduğumuza inanmamız gerek. Bizler gerçek değiliz. Kelimelerimiz, düşüncelerimiz, eylemlerimiz gerçek değil. Ancak gerçekliği bulmaya çalışıyoruz, o yüzden Allah Dostları’na tutunuyoruz. O yüzden Peygamber Efendimiz (sav)’e tutunuyoruz. O yüzden Şeyhimize tutunuyoruz; çünkü hakiki insanlar onlar. Gerçekler. Peki bizim aslımız ne? Aslımız Allah demeyin, hayır. Haşa Estağfurullah. Hz. Adem (as)’ın içine bir mübarek nefes üfledi O.

Rabbimizden bu Tasavvuf yolunda, Tarikat yolunda, Şeyhimizin yolunda istikametimizi kaybetmemeyi diliyoruz. Kendimize iman etmeyelim. Kendimize inanmaya başlamayalım. O gerçekliğe, bizi rehberimizin götüreceğine inanalım. Peki ne zaman kendine inanacaksın? Hiçbir zaman. Bir kere rehberinin yansımasını kendi içinde görmeye başladığında, ancak ona inanabilirsin. Konuştuğun kelimelerin rehberinden, Peygamber Efendimiz (sav)’den, Allah (svt)’nın yansımalarından geldiğini gördüğün vakit gerçek olmaya başlarsın. Artık sahte değilsindir. Üzerine geçirdiğin bir şey değildir. Üzerimizden çıkarmamız gereken bir şeydir. Üzerimizden çıkarıp atmamız gereken bir şeydir bu sahtelik. Üstüne giyinmiyorsun, çıkarıp atıyorsun. O zaman yavaşça nereden geldiğini de anlamaya başlayacaksın. Ayetteki, “Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz”i anlamaya başlarız. Nereden? Allah’tan. Peygamber Efendimiz (asvs)’dan. Peygamber Efendimiz (asvs) nerede? Varislerinde. Hangisinde? Aslımızın bir parçasıdır bu. Aksi takdirde Kıyamet Günü geldiğinde aslını bilmeyenlerden, soyunu bilmeyenlerden, nereye ait olduğunu bilmeyenlerden olursun. Kıyamet Günü’nde herkes bir sancağın arkasında saf saf, bölük bölük gelecek. Herkesin bir İmamı olacak. İmamını burada bulamayanlar, Kıyamet Günü’nde kendilerine şeytanın imamlık yaptığını görecekler. O da bir imam. Ancak Allah (svt)’nın sevdiği kullarının, Rahmetinden size, bize tayin ettiklerinin arkasında olmayacaksın. Çünkü onlardan kaçıp, şeytanımıza koşuyoruz, nefsimize koşuyoruz.

Öyleyse ne istiyoruz? Evet, aslımıza dönmek istiyoruz. Bizim aslımız, bizim özümüz bu değil. Sıkı tutunun inşaAllah. Şeyhimizin sohbetinde oturun. Evliyaullah’ın sohbetinde bulunun. Kendinizi anlamaya yardımcı olacak şeyler konuştuklarını görüyorsanız ve nefsinizin sahteliğini, nefsinizin tuzaklarını anlamaya başlıyorsanız onlarla birlikte oturun. Bu dünyayla veya diğer alemlerle alakalı her şeyi bilebilirsiniz; Dört Kitabın ilmine, yüz dört kitabın ilmine hakim olabilirsiniz ancak kendinizi bilmiyorsanız... Kendimizi bilemiyoruz. Kendini bildiğinde, Rabbini bileceksin. Allah beni bağışlasın, Şeyhimize Rahmet eylesin inşaAllah. Bu kadarı yeter.

El Fatiha.

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdülkerim El-Kıbrisi'nin (ks) Halifesi

New York

Osmanlı Dergahı

27 Cemaziyel Evvel 1438

24 Şubat 2017

#ŞeyhLokmanEfendi

133 görüntüleme

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube