• Osmanli Naksibendi Hakkani

Şeyhimiz Bize Takvayı Öğretecek


BismillahirRahmanirRahim

Şeyhinin yüzüne ve diğer herkesin yüzüne baktıkça, yavaş yavaş herkesin yüzünde Şeyhini görmeye başlarsın. Tanıdığın ve sevdiğin ya da seni etkileyen insanların yüzü, Şeyhinin yüzüne dönüşmeye başlar. Kalbine o nakış yavaşça işlenir, mühür vurulur. Söylediğimiz gibi, nereye dönersen dön, onun yüzünü görürsün. Tabi ki de sözümüz, son derece sağır, dilsiz ve kör olanlara değil. Onlar diyecekler ki; ‘Şimdi de Şeyhinin Allah olduğunu söylüyor.’ Hayır. Bu Ayeti Kerime, Allah (svt) söylüyor; ‘Nereye dönersen, onun yüzünü görürsün.(2:115)’ Çünkü Şeyh, Peygamber gibidir; Peygamber değildir, ancak Peygamber’in temsilcisidir. Bizim, takvanın ne olduğunu, Allah’ın nasıl farkında olacağımızı ve O’nu her yerde nasıl göreceğimizi anlamamızı sağlar. Allah’ı gözlerinle görüyorsun demeye çalışmıyoruz; ancak ‘Bu Allah’tan geliyor.’ diyerek, Allah’tan gelmeyen hiç bir şey olmadığını anlayacaksın. Allah’ın var oluşunu kavrayacaksın.

Bunu bir kere görebildiğin zaman, o nakış sana da işlenmiş olur. Bunun ağır bir sorumluluğu da vardır. Buna bazen sahip olabilirsin, bazen kaybedebilirsin; çünkü bazı sorumluluklar ve yapılması gereken şeyler bu farkındalıkla birlikte gelir. Çünkü Şeyhini diğer insanların yüzünde gördüğünde ne olur? Sonrasında ne olur? Hepimiz bunu hissediyoruz ve bu hissettiğimiz şey, Sahabe-i Kiram’ın, Peygamber Efendimiz (sav) göç ettiği zaman hissettiği ile aynı. Onlar, birbirlerini gördüklerinde ağlamaya başlıyorlardı; çünkü birbirlerini görünce Peygamber Efendimiz’i (sav) hatırlıyorlardı. O halde, müritler, bizler birbirimize baktığımızda, özellikle Şeyh Efendi ile güçlü bağlantıda olanlar; ‘Şeyh Efendi’ dediğimiz anda kalplerine bir sakinlik gelir, bir anda huzur dolarlar, bu var oluştan alınıp yükseltilirler. Eğer iki kişi Allah’ı hatırlarsa, Allah söylüyor; ‘Üçüncüleri Ben olurum.’ Bu yüzden sohbette olmak önemli, çünkü bizim, her zaman Şeyhine bakanlara bakmaya ve onlarda gördüğümüz Şeyhi, kalbimize nakş etmeye ihtiyacımız var. Çünkü o Şeyh, şimdi bize öğretecek, bizi yönlendirecek, bize kıblemizi gösterecek, hangi yöne? Kendine değil; Allah’a. Öncelikle Peygamber Efendimiz’e (sav). Allah’tan başka hiçbir şey yok; ‘La ilahe illaAllah’ ve Allah tasdik ediyor; ‘Muhammeden ResulAllah’.

O halde Peygamber (sav), O’nun gerçekliği. Öyleyse, biraz anlamaya başlıyoruz ve kalbimiz biraz daha harekete geçiyor. İşte o zaman biraz daha yakınlaşırsınız ve kalbiniz çalışmaya başlar. Böylelikle daha fazla teslimiyete sahip olursunuz. O zaman biri sana gülümsüyor mu, bağırıyor mu fark etmez. Sana gelen gül de olsa diken de olsa, anlarsın ki; onun elinden geliyor ve orada bir şey var. Bu geçilmesi gereken çok önemli bir adım. Birçok insan bu adımda düşüyor, bunu kaldıramıyor; çünkü onlar sadece Şeyhten gelen gülü istiyorlar. Dikeni sevmiyorlar.

Eğer bundan geçiyorsan, anlamaya başlıyorsan, tabi ki de aşkın seni alt edecek ve o zaman dünya için olan tüm endişen, nefsinin dertleri, şeytan, tutkuların; hepsi kaybolacak. Çünkü bunlar aynı kalpte kalamazlar. Olamaz. İmkansız. Hatırladığın anda, ah, her şeyi bitirecek. Peki, şimdi, nasıl bunun kalıcı olmasını sağlayacağız? Bu işe koyulman gereken zaman. Şeytan yeniden girene kadar, kapıyı açık mı bırakacağız, yoksa kapatacak mıyız ya da onunla savaşacak mıyız? Buna karşı gardımızı alacak mıyız? Çünkü şimdi, Şeyh devam ediyor. Şeyh gösteriyor ve devam ediyor. Şeyh sadece, o kişinin hürmeti için göstermiyor. Sadece ‘Bu başaracak olan kişi’ diyerek bırakmıyor. Şimdi o kişinin, Şeyhin görevini yapması gerekir. Tıpkı Hz. Ebu Bekir (ra) gibi. O sadece Halife unvanını almıyor; Peygamber Efendimiz ’in (sav) görevini devam ettiriyor; küfre karşı savaşıyor. Tıpkı Hz. Ömer’in olduğu gibi; Hz. Osman’ın, Hz. Ali’nin olduğu gibi; devam ediyor, küfre karşı savaşıyorlar.

Eğer küfre karşı savaşıyorsan, Şeyhinin yaptığı işe devam ediyorsan, o zaman endişe edecek çok fazla şeyin olmaz. Ama sadece oturup, başka şeylerle meşgul olup, kendini eğlendiriyorsan; unvanını al ve otur, iyi. Biz işimizi yapıyoruz. Başka şeyleri Umursamıyoruz. Şeyh Efendi buradayken olduğu gibi, o kimin onu nasıl adlandırdığını önemsemedi. Ama o kesinlikle, Şeyhin görevini yapıyordu. Şeyhin işinden de daha fazlası yapıyordu. Bu bizim için yeterlidir. Şimdi o göç etmiş olsa bile, bazı şeyler daha da güçlenecek. Daha da zayıflayamaz. Daha da güçlenmek zorundadır. Bu Veysel Karani’nin bağlantısı. Bazı şeyler çok açık ve bizim için kavraması kolay olacak. Biz hiçbir şeyiz. Biz hiç kimseyiz. Ama Şeyhimiz, bizi seçti ve hepimizi eğitti.

Allah (svt) söylüyor; ‘Beni hatırlayın, bende sizi hatırlayacağım.’ Peygamber’i hatırladığında, o da seni hatırlayacak. Peygamber (sav) söylüyor; ‘Bana bir kere selam verirseniz, ben size on kere selam veririm.’ Peki ya Cömert Rabbimiz? Onu bir kere hatırlarsanız, sizce O, bizi hatırlamayacak mı? ‘Beni hatırlayın ve Ben de sizi hatırlarım.’ bu anlama geliyor. Bu demek değil ki, Allah’ı unuttuğunda o da bizi unutacak. Hayır. Allah unutmaz. Haşa Estağfurullah. Ama O’nu hatırlarsan, o zaman Allah seni, özellikle hatırlayacak.

Allah bizi bu gelen yeni yılda affetsin. Yaptığımız işin daha da güçlenmesi için Şeyhimizi hatırlamayı umuyoruz. Ve elimizden geldiğince onun mirasını devam ettirmeyi, onun görevine devam etmeyi umuyoruz. Yarın dünyanın sonu gelebilir; fark etmez. Peygamber (sav) söylüyor, ‘Eğer senin işin bir hurma ağacı yetiştirmekse ve yarın dünyanın sonunun geleceğini bilsen de, o ağacı yetiştir.’ Hurma ağacının büyüyüp meyve vermesi 40 yıl alır. Biz şu anda ne yapıyoruz? Hurma ağaçlarını yetiştiriyoruz. İşimize devam ediyoruz. Ne olursa olsun, bu Allah’ın takdiridir. Bizler sadece kendimizi hazır hale getirmekle yükümlüyüz. Böylelikle bu dünyadan göç ettiğimizde, bize derler ki, ‘Ne yapıyordun? En son ne yapıyordun?’ ‘Biz senin emrini yerine getiriyoruz, onu yerine getiriyorduk Ya Rabbi, Peygamber’inin görevini. Biz hurma ağaçları yetiştiriyoruz.’ Böylesi iyidir. Hayır olsun, bu kadarı yeterli.

Ve min Allahu Tevfik.

El Fatiha.

Şeyh Lokman Efendi Hz.

Sahibul Sayf Şeyh Abdülkerim el-Kıbrısi el-Rabbani (ks) Halifesi

Osmanlı Dergahı, New York

5 Muharrem 1438

6 Ekim 2016

#Muharrem #ŞeyhLokmanEfendi

60 görüntüleme

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube