• Osmanli Naksibendi Hakkani

Tarikat Ehli Müslümanların korona virüsü ve olanlardan alması gereken ders nedir ?


BismillahirRahmanirRahim


Bize, bu Allah’ın ayında başımızı secdeye koyup, ‘Estağfurullah’ demeyi öğretiyor. Bu bize bir tokat. İman edenlerin ‘Estağfurullah’ demesi için. O Estağfurullah, senin güvenliğin demek; daha çok tuvalet kağıdı sana güvenlik getirmez. Aldığın ürünler sana güvence sağlamaz. Senin güvenliğin el dezenfektanlarında değil. Senin güvenliğin doktorda değil. Senin güvenliğin o hastalığı getirende, onu yaratanda ve tedavi de ondan gelecek. Tabi ki hasta olan insanlardan uzak durmak, hastalık olan yerlere gitmemek falan, bunlar genel kurallar. Anlıyor musun? Ama imanımızı her şey ile kontrol ediyorlar. Onlar kontrol ediyorlar. Nereye doğru koşuyoruz?


İnsanlar camilere koşmuyor, camileri boşaltıyorlar; herkes süpermarketlere koşuyor. Neden süpermarketleri kapatmıyorlar? Tüm marketleri kapatmaları gerek. Hayır, yapmıyorlar. Neden yapmıyorlar? En kirli olan yerler orası. Özellikle Amerika’da, sürdüğün alışveriş arabasında, her türlü pislik onun üzerinde. Şimdi onu kullanmak için dezenfektan da vermeye başladılar, çünkü o arabanın üzerinde banyo, tuvalet kalıntıları bile buldular.



Neden korkacağız? Ey iman edenler, ne için korku duyacağız? Eğer bundan korkacağımızı söyleyeceksek, Estağfurullah, Allah korkun nerede? Tabi ki bunun içine girmemek herkesin yapacağı şey. Evet, ama kendini kontrol et, korktuğun ne? Ve bu sana ne öğretiyor? Eğer dünya bir tarafa doğru gidiyorsa, iman edenler dünyanın gittiği yöne doğru gitmemeli. Siz zıt yönde gitmelisiniz. Belki böylesi iyi, her yeri boşaltıyorlar. Belki Evliyaların ve Sahabelerin mezarlarına gidecekler, onlardan yardım istemek için. Gitmiyorlar. Ah, bir şeyler yanlış demek ki. Herkes, her gün fetva veriyor; bu hadis, şu hadis, şu ibadet hakkında… Neden buna son verip, bir yenilik yapıp, ‘Bütün dünya şu günde, şu saatte secdeye gidip, Allah’tan bir çare göndermesini isteyecek’ demiyorlar? Hiçbiri. Hiç biri böyle düşünmüyor; imamlar, Şeyhler, hiç kimse. Herkes sadece, ‘Eh… Bunu yapmayın, şuna son verin, buna son verin, bunu durdurun..’ Ama özellikle bu Allah’ın ayında ne yapacaksın? Bu Bağışlanma ayı. Kaç tane insan, ‘Affet beni ya Rabbi’ diyor? Kaç kişi bu bize bir ceza diyor? Yani cezalandırılıyorsan, cezaya karşılığın ne olur? Estağfurullah demek. Kaç tanesi? Kaç tane İmam ya da Şeyh, ‘Bu bir ceza, daha fazla istiğfar etmeliyiz’ diyor? Çok görmüyorum, bütün o alimler… Bir sürü âlim var. Ama bir şey dediklerini görmüyorum.


Daha çok istiğfar et. Daha çok ‘Estağfurullah’ de ve Allah korkunu arttır. Bu seferki en azından bir çeşit uyarı. Geçmişte olan vebalar bir gecede, bir gecede kimse nasıl geldiğini anlayamadan her şeyi bitirirdi. Mısırlıların başına gelen veba; bir gecede, her şeyi bitirdi. Bütün yeni doğanlar öldü, doğru değil mi? İşte o zamanlarda, onlar inandılar. Yani söylediğim gibi, biz Nemrut gibi olduk, hiç iman yok. Firavun’un biraz imanı vardı. Nemrut, Allah’ı öldürmek istedi. Peygamberini öldürmek istedi. HasbinAllah ve ni’mal vekil. Nasıl bunu direk olarak çevirirsin? HasbinAllah ve ni’mal vekil. Başka yardım yoktur, Allah’tan gelen dışında. Basit olarak söyleyelim, çevirisini bulursun, istersen Google yap. ‘Bize gönder, bize yardım gönder. Ama bu korkunun, sana olan korkumun, sana olan sevgimin üzerine geçmesine izin verme.’ Eğer Allah isterse, seni tüm veba salgınının ortasında bile korur. Eğer Allah isterse, kendini binlerce metre yerin altına bile gömsen, veba gelip seni bulur. Seni bulacaktır. Binlerce metre yukarıya gökyüzüne de çıksan, seni bulacaktır.


Yani, iman edenler o virüsünde bir yaratıcısı olduğuna inanmalı. O (svt), onu kontrol ediyor, biz değil. İnsanlar diyor ki, ‘Hayır, hayır, hayır, şunu bilseydim, aşısını bulurdum... Sadece o olsa... Sadece bunu bulsam…’ Hayır. Çünkü açılmıyor. Sana izin vermiyorlar. Yapamazsın. Ve iman eden kişi, her işarete; Allah’ın anlayışına, onun sevgisine, onun lütfuna, kendini daha da yaklaştıracak bir vesile olarak bakar. Kendini O’ndan daha da uzaklaştıran değil. Bu yüzden bilim bu dünyada var, çünkü aslında her şey Allah’ın bir işareti. Bilim, Allah’ın bir işaretidir. Allah’ın yokluğunun işareti değil. Her şey, mükemmel olan Yaratıcının, mükemmelliği yaratmasının işaretidir. Çünkü sadece O(svt), bunu yapabilir. Anlıyor musun?


Gitmeliler, İstanbul’daki insanlar, makamlara gidip orada meşgul olmalılar. Orada kalıp, Sahibin gelmesi için, koruma için ve daha iyi hale gelmek için dua etmeliler; sadece koruma altında kalmak için değil. Kendini koruyacaksın, ama daha da ahmak hale geleceksen, o zaman ne anlamı var? Anlıyor musun? Sadece o değil, Kabe’de, Medine’de, her yerde yapıyorlar. Şimdi keşfediyorlar; ne yaparsan yap sana erişecek. Kim bilir, belki hepimiz zaten hastayız. Herkesin yaptığı bir test var ve herkes test edilmiş değil. Test olsa ve herkes test edilmiş, herkes temiz olsa bile, bir sonraki gün hastalanmayacağını kim söyleyebilir? Kim söyleyebilir?


Yani ne kadar aciz, ne kadar savunmasız olduğumuzu görüyor musun? Ama insanlık, ölümden kaçıyor. Ölüm, modern ahir zaman insanlarına ulaşmak için bir yol buluyor. Çünkü çok uzun süre, ‘Sonsuza kadar yaşayacağız’ dediler. ‘Hayatımız çok iyi, sonsuza kadar yaşayacağız. Görmüyor musun, her şey harika.’ Şimdi her şeyi yeniden harika yap. ‘Her şey harika.’ Şimdi senin Rabbin kim? Ama sanmayın ki… Bunun yaratıcısı Allah, ama Allah bizi henüz cezalandırmıyor bile. Yaptığımız yanlış şeyler için cezalandırılsak, var olan tek bir şey bile hayatta kalmazdı. Biz bunu kendimize yaptık. Biziz, bunu kendimize yapan. Bütün hastalıkların şeytan olduğunu düşünüp ahmaklaşma. Bu şeytan, o yüzden birine gideceksin, senin başını tutup çekecek, sonra sen yere yığılacaksın, şeytan dışarı çıkacak. Hayır, o iş öyle değil. Tövbe Estağfurullah. Ama insanlar imanlarını kaybettiler. Bütün bunlar seni imanına getirmeli. Bir takım kimseler, ‘kiliseye git’ diyor, biri seni tutacak, ‘oh şeytan’ deyip, seni tedavi edeceğini iddia ediyorlar. Başka bir yerde bazı Müslüman ülkeler, akıllarını kaybettiler, ‘Likör için, alkol için, virüsü öldürecek’, diyorlar. O yüzden içmeye başladılar. Likör bulamayıp, etanol ve diğer başka her şeyi içip, kendilerini zehirleyip öldüler. Müslüman bir ülke…


O yüzden, sarhoş olmayın. Panik olmayın. İmanınız olmalı, ‘Bir dakika bekle, bekle... Allah bunu yolladı. Ne yaptık? Biz ne yaptık? Ne yapabiliriz?’ demelisiniz. O’na geri koşun. O zaman bulacaksın, o zaman o huzuru bulacaksın. O zaman kabul edileceksin. Dediğim gibi, biz insanlara hastalık olan yerlere koşmasını söylemiyoruz. ‘Ellerini yıkamak’, nedir? Bütün dünya, 2000 yıl sonra mı öğreniyor, ellerini yıkaması gerektiğini? Estağfurullah. Ellerini yıkamıyorlar, diğer taraflarını yıkadıklarını mı sanıyorsunuz? Kesinlikle yıkamıyorlar. Onu daha keşfedemediler. Orayı da yıkamayı keşfetmeleri için, bir 2000 yıl daha geçmesi gerek… 2000 yıl. HasbinAllah ve nimel vekil. ‘Ellerini en az on saniye, 20, 30 saniye boyunca yıkamalısın.’ Abdest aldığın zaman, dakikalar harcıyorsun. Daha düzgün abdest aldığında, özellikle ellerin, ellerini yıkıyorsun; çünkü ellerinle her şeye dokunuyorsun. Bırak 30 saniyeyi, günde 5 kere bunu yapman gerekir.

Bizler için, Tarikattaki insanlar için, iman edenler için, abdestsiz dolaşamazsın. Abdestin bozulduysa, gidip yeniden abdest alman gerekir. Vahhabiler gibi, sadece namaz kılmak için abdest almazsın. Abdestin yokken, Ölüm Meleği sana gelirse, başın çok büyük belada demektir. Bu en temel şey, kendini temizlemek; ellerini yıkamak, ayaklarını yıkamak, diğer bölgelerini yıkamak. Yani istinca bilmiyorlar, Estağfurullah. Gusül bilmiyorlar. Cenabette olmayı seviyorlar, 2000 yıldır cenabette olmayı seviyorlar. HasbinAllah. Bütün bunlar, aslında bütün bu hastalıklar nereden geliyor? Kirlilikten. Çünkü temiz değilsin. Ve İslam’da ilk öğretilen şey, tüm ruhsal öğretilerde, tüm dinlerde- hayır, tüm dinlerde değil, sadece İslam’da ilk öğretilen şey; taharet.



İlk bölüm, ilk kapı Taharet’tir. Ne demektir? Saflık, temizlik. Önce temizlemen gerekir. Bunu, bunu, bunu temizlemen gerekir. Nasıl duş alacağını öğrenirsin, her şeyi öğrenirsin ve sonra nasıl ibadet edeceğini öğrenirsin, nasıl yapacağını. Öncelikle. Abdestin yoksa namaz bile kılamazsın. Kabul edilmez. Yani temizlik. Şimdi ayıramazsın temel fiziksel temizlik denince, Allah’a ve Peygamberine göre olan temel temizlik; 21.yüzyıl’a, bilime ve kültüre göre olan temizlik değil. Bazı kültürlerde temel temizlik şöyle, ’Yılda bir kere banyo yaparım’. Yüzlerce yıl böyle yaptılar. ‘Oh, hava çok soğuk’ dediler. Ne? Orta Asya’da soğuğun ısırdığı yerde yaşayan Müslümanlar yok mu? Bu sadece ne isteyip, ne istemediğine bağlı. Çünkü şeytan ve nefs kirliliğe bayılır ve sen o kirlilik içinde kendini kaybedebilirsin. Onlar çok pisler, ‘tuvalette yemek yemelisin’ diyorlar; büyük bir moda ve tarz. ‘İçeceği kadın ayakkabısına döküp, oradan içmeliyiz.’ Çok büyük bir akım. İşte o zaman böyleydi. Şimdi de diyorlar ki, her şeyi yemeliyiz. Gördüğümüz her şeyi, yemeliyiz. Ama şimdi ne biliyor musun, herkesin şeriatı var. Ne oldu? Şeriatın var ha? Yasanız var, yasa var, dokunamazsın. Yasanız var, yasaya göre yüzünü kapatman gerekir. Tüm o yasalara ne oldu, ‘Peçe takamazsınız, görünmüyorsun, tanınmak için gerekli, onun için, bunun için’ diyen? Şimdi herkes peçe takıyor. Erkekler ve kadınlar peçe takıyorlar şimdi. Ne oldu? İşine geldiği zaman nasıl değiştireceğini biliyorsun. Ne oldu? Müslümanlardan hoşlanmıyorsun, Müslüman yasağı koy. Şimdi Hristiyan yasağı koyuyorsun. Bütün Avrupa, Amerika’ya giriş yapamıyor şimdi bir ay boyunca. Gör bak, Allah nasıl Hristiyan yasağı koyuyor işte. Avrupa’nın tüm ülkeleri, sadece altı ülke falan değil. Şimdi herkes deliriyor.


İman edenler, bu satır aralarına bakmalı ve ‘Allah, Allah. Nasıl da kendimizi aptal durumuna düşürüyoruz’, demeliler. İslam sadece kendinizi temizleyin demiyor; mübarek gün ve gecelerde duş almalısın. Haftada bir kez, özellikle yıkanmalısın. Her gün yapman gerekir aslında, ama özellikle Cuma günü kendini temizlemelisin, yıkanmalısın. Ve sadece bu da yeterli değil; kesmelisin, tırnaklarını kesmelisin, çok önemli değil mi? Çünkü bir sürü hastalık orada birikiyor. Bu bizim dinimizin bir parçası. Ellerini yıkadığın zaman, sadece ellerini yıkamakla kalmıyorsun; tabi onların bunu anlaması 2000 yıl daha alır; şimdi ağzınıza da yıkamanız gerekir diye ve tükürmeniz gerekir. Belki anlamaları 2000 yıl daha alır demek için, ‘şimdi burnunuzu da yıkamalısınız; suyu içeri alın ve her şeyi sümkürün, günde beş kere.’ Asla yetişemeyecekler.


Nedir bu? Bu inatçılık. Ve bunun için, yüksek bir teknolojiye ihtiyacın yok, dezenfektana, şuna, buna; sadece Allah’ın verdiği su. Su temizliyor. Ama şeytan kirlilikten hoşlanır ve insan öyle şeytani olduğunda sadece kirlilik ister. Bir sürü Müslüman ülkenin de ona imrenerek baktığı o kişi, Mısır'ı fetheden, Napolyon; dedi ki, ‘Geri döneceğim’ ne kadar sürede demişti? Hanımına bir mektup yazdı, Josephine’e diyor ki; ‘Üç hafta içinde döneceğim. O zamana kadar yıkanma.’ Çünkü ondan hoşlanıyor. Görüyor musunuz? Bre, sadece batıdaki insanlardan bahsetmiyorum, doğudaki insanlarda çok pisler. Daha da kötü hale geldiler, İslam’ı bıraktıkları zaman daha da beter oldular. Temizlik, bu yüzden önemli. Temizlik ilk gelen şey, ona sahipsen biraz korumaya da sahipsin. Biraz korumaya da sahip olursun. Her şeyi suyla yıkaman gerekir, anladın mı? İman eden kimseler olarak böyle bakmamız gerekir. Bu kadarı yeterli. Fatiha.


Şeyh Lokman Efendi Hz

Sahibul Sayf Şeyh Abdulkerim el Kibrisi (ks) ‘nin Halifesi

Osmanlı Dergahı, New York

18 Receb 1441

12 Mart 2020


115 görüntüleme

OSMANLI NAKŞİBENDİ HAKKANİ DERGAHI

© 2020 Osmanlı Nakşibendi Hakkani Dergahı

 

  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube